Yazılar posta kutuna gelsin mi?

senin annen bir salaktı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
senin annen bir salaktı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Aralık 2016 Perşembe

"Arca oğlum senin annen bir salaktı" Vol.24

Arca okumaya başladı beridir, bu seriyi refleks olarak sınırlandırdığımı fark ettim. Halbuki benim salaklıklarım sınır ötesi. (Birazdan anlatacağım) Ve benim salaklıklarımı okumasına gerek yok evladımın, zira bizzat şahit oluyor (onu da anlatacağım) ama gel gör ki anasıyım, atsan atılmaz satsan satılmaz. (Şimdi Arca bu cümleyi okuyor olsa, Letgo ile satılır derdi, ıyyy neyse ki benden aldığı tek kötü özellik salaklığım değil, espride yeteneksizliğim)

Parantezler yazıda arttı mı anla ki, gevezeliğim üzerimde. Okumaya niyetlenenlerin işi zor fakat bu yazıda en azından küçük bir kahkaha vaat ediyorum, pişman olmayacaksınız.

9 Mart 2016 Çarşamba

"Arca oğlum senin annen bir salaktı" Vol.23

 Az sonra yazacaklarımın benim entelektüel kişiliğimle uzaktan yakından ilgisi yoktur, tamamen salaklığımla ilgisi vardır, kayıtlara böyle geçsin lütfen.

Bendeniz kitap okumayı pek severim, sanırım burayı okuyan herkes bilir. Kitaplardan yazarlardan edebiyattan sohbet etmeyi de pek severim. Güya tanırım da hani yazarları…

Sanıyordum. Pabucumun enteli!

26 Ocak 2016 Salı

Kitap yorumu: Büyük Sihir // bölüm 1

Kaptan Düşükdon'un maceralarında maceranın kendisine gelesiye kadar birkaç "önce şu" öyküyü okursunuz. Tamam, anlatacaktır ama "önce şu" öyküyü anlatmalıdır. 

Bir Kaptan Düşükdon macerası vaat etmiyorsam da benim de ilgi çekici bir maceram var, o yüzden az önce bitirdiğim Büyük Sihir isimli kitabı anlatmadan "önce şu" olayı okuyun, diyeceğim, sonra “sadede gel kadın, ne çok konuştun” demeyesiniz.

14 Mayıs 2015 Perşembe

"Arca oğlum senin annen bir salaktı!" Vol.21

Çok salak hallerim var benim vallahi.

Hani artık seriye devam etmiyorsam, yazmıyorsam, Arca okumayı öğrendi beridir, okuyacak diye tırsmam. Bir anne olarak evladımın gözündeki imajı piç etmeye ben de dahil kimsenin hakkı yok, diye düşünüyordum. Ama artık dayanamayacağım, biriktirip biriktirip yazacağım, içim şişiyor yav! 

18 Haziran 2014 Çarşamba

Arca yavrum senin annen bir sulu gözdü....

Bak bacım bu fotoğraf sana hiçbir şey ifade etmeyebilir. Çocuk işte uyuyor, anası da manyak mı ne fotoğrafını çekmiş vah yavrum diyebilir kimileri. Biraz daha dikkatli başka birilerinin aklından ise “yuh lan kadına bak çocuğun tırnakları çapa gibi olmuş, kesmemiş, az ye de bir tırnak makası al eline” düşüncesi geçebilir.

Hepsine eyvallah.

Tepelemeyeceğim ancak yüksek müsaadenle çemkireceğim…



3 Ocak 2014 Cuma

"Arca oğlum, senin annen bir salaktı!" Vol.19

Hatta baban da…
Yazacağım unutuyorum. Ter testi konusu.

Yurt dışındaydım, İlker Arca’yı bitmek bilmeyen öksürük şikayeti ile doktora götürmüş. Bunca zamandır devam eden öksürük ya akciğer enfeksiyonu ya da sinüzittir denmiş, sinüs grafisi çekilmiş, sonuç? Tabii ki sinüzit. Samimi söylüyorum, akciğer enfeksiyonu daha çok üzerdi beni. Ama asıl üzüldüğüm kendi mallığım. Zira bende annelik kumaşı yok farkındayım. Bir anne çocuğunun sürekli öksürmesini nasıl sorgulamaz. Ne var bunu altında yeni bir hastalıktan görmezden gelerek mi kurtulacağımızı sanıyorum? Ne yani? Bilmiyorum. Tek bildiğim İlker’de benden daha fazla annelik içgüdüsü var. Allahtan…

23 Aralık 2013 Pazartesi

"Arca oğlum senin annen bir salaktı!" Vol.18

Eveeett nerede kalmıştık?

Yavrucuğum senin bu anan son bir senedir salaklıklarını yazmıyorsa, bittiğinden değil evladım, satır aralarında oku bulursun, başlık atmamış demek ki... 

Ah evladım, senin bu anan seni ter testine götürmeden önce bir güzel laboratuarı aramıştı da ne yapılmasını gerektiğini öğrenmişti ya... Hani önceden banyo yapılacaktı, bol su içirilecekti, sağlam bir kahvaltı ettirilecekti sana, hatırladın mı? Hah her bir şeyleri öğrendi. Anneannen pek güzel yıkar seni bir de gözeneklerini bir güzel açar diye önceki gece oraya sepetlenmiştin. Hatırlamıyor olamazsın hani o gecenin bir vakti mantının üzerine sucuk ekmek pişirttiğin akşam. 

26 Aralık 2012 Çarşamba

"Arca oğlum senin annen bir salaktı" vol.17

Pazartesileri sürpriz günü okulda. Hadi bu defa Arca kendi yaptığı bir şeyleri götürsün okula dedim. Heves ettim. Mozaik pastayı duyunca İlker de tutturdu yerim diye. Arca bozuk attı, neyse bir buçuk ölçüden büyükçe bir pasta yapmaya karar verdik. Her bir dilimi ayrı ayrı strech film ile paketleyeceğiz, üstlerine de tek tek isimleri yazacağız, plan bu.

19 Aralık 2012 Çarşamba

"Arca oğlum senin annen bir salaktı" vol.16

Yine yeni yeniden gözlüklerini evin içinde bulamadığı için lenslerini takan, gözlüğünü bulunca lensleri çıkarıp gözlüğü takan salak benim ve bunu ilk defa yapmıyorum!

5 Kasım 2012 Pazartesi

Kemeraltı kazan biz kepçe

Termal atlet denen naneyi ablam ve Arca’dan çok olmasın çok ama çok terleyen Duru sayesinde öğrenmiştim. O vakitler Arca portakalda vitamin bile değil. Ablamlar İstanbul’a geldiklerinde M&S’dan almıştık. Sonra Duru büyüdü, M&S’ler açıldı İzmir’de…


İlker aslen tekstil mühendisi olduğu için (bakmayın buradan inşaatçı ve baterist gibi görünüyor ama diploma tekstilden) ona sormuştum, ne iş diye. Bir olayı yok aslında, dokuması filan farklı ve en güzel tarafı terletmemesi değil, terlediğinde çabucacık kuruması, vücut terli kalmıyor. Arca koşup oynayıp terleme yaşına geldi beridir M&S’i zengin etmekteydim. En son yaptığım alışverişten tatmin olmayınca alternatiflerin peşine düştüm.

5 Ekim 2012 Cuma

"Arca, oğlum, senin annen bir salaktı!" Vol.14

“Arca” ve “televizyon”un olduğu bir cümleye benim hassasiyetimin girmemesi mümkün değil. Pek çok konuda “saldım çayıra…” olabilirim ama şiddet, hayır abicim ne kadar geç tanışırsa o kadar iyi (gerçi ben çikolataya da böyle yaklaşmıştım şimdi götünde kırmızılıklar çıkasıya kadar yiyor- hmm pek iyi bir örnek sayılmam).

Ege'nin doğum gününde pinyatadan yakaladığı bonibon ile mutlu
olan bebem:) hayır tabii ki ertesi gün okulun sürpriz gününe gönderdim,
paylaş arkadaşlarınla dedim, tek başına yemesine izin vermedim!

Haber kanalı açık kalmışsa, İlker’in başının etini yiyorum. Travma da bık bık da… Kuzey Güney’i izliyor, silahlar çekiliyor, ben evde daha büyük terör estiriyorum. Muhteşem yüzyılın kafa koparma sahnelerini görünce cinnet geçiriyorum.

5 Eylül 2012 Çarşamba

"Arca, oğlum, senin annen bir salaktı..." Vol.13

“Arca, oğlum… Senin annen bir salaktı, medeniyetin içinde dizanteri amipini buldu bulaştırdı sana, daha da söylenecek söz kalmamıştır” cümlesi bu post için kafi diye düşünenler fena halde yanılıyor!

30 Mayıs 2012 Çarşamba

"Arca, oğlum, senin annen bir salaktı..." Vol.12

Gün geçmiyor ki, günün çorbası çifti salaklıklarına bir yenisini eklemesin!

Arca, yavrum seni camide mi bulduk (zira sen bizden daha zehir gibisin) yoksa salaklığım bulaşıcı mıdır bilinmez son zamanlar anandaki salaklıklar babanı kapsama alanına aldı gidiyor.

8 Mayıs 2012 Salı

"Arca, oğlum, senin annen bir salaktı..." Vol.11

İlker geçen hafta doğum günüm dolayısıyla İstanbul’a geldi. Eski günlerin hatırına İstiklal’de kol kola gezdik, güzel öğrencilik yıllarımızı yad ettik. Derken bir binanın önünde durduk. Başladık engin mimari bilgilerimizi konuşturmaya. “Vay be!! Nasıl güzel restore etmişler, bak gördün mü, çok şık olmuş. Hmm neymiş bu otel mi?” … “yok yok cafeler var baksana”.. “AVM galiba?” … “aman Demirören’i de hiç sevmem ama bak adam ne güzel yapmış işte, takdir edeceksin” … “ya ya… bak bu caddedeki bütün binaları böyle yapsalar ne iyi olur”

10 Nisan 2012 Salı

Evet evladım senin annen katıksızından bir salak!


----- Stok yazılara devam :) ------

Yer cücesinin elinde tehlikeli bir şey varsa, ya da oyuncak tehlikeli bir kullanımdaysa, bildirimde bulunuyorum : “bırakmazsan elinden alacağım ve kaldıracağım”


Dumur diyalog 47 ve 50’deki o küçük tuvalet var ya evet orası “tehlikeli nesneleri kaldırma merkezi”.

Bir oyuncak ya da nesne kayıpsa garanti “kaldırılma” ültimatomu yerine getirilmiş ve ikameti belli bir süreliğine küçük tuvalete aldırılmıştır. Sorun yok. Bir şey kayıp mı evde, arayacağın ilk yer küçük tuvalet.

28 Şubat 2012 Salı

"Arca, oğlum, senin annen bir salaktı..." Vol.9

O akşam sekiz buçukta İbufen içirdim Arca’ya sonra salona döndüm. Deniz’in gözlerinin mavi olduğuna ve öyle kalacağına dair spekülasyonlar üzerinden pediatrik sohbetler yapıyoruz. Bu arada ben sandalye tepelerinde Denizin maviş fotoğraflarını çekiyorum…

Derken İlker bir hışımla salona girdi, sandalyenin tepesinden düşüyordum.

27 Ocak 2012 Cuma

"Arca, oğlum, senin annen bir salaktı!" Vol.8.1-8.2

Benim salaklıklarım annelik kimliği ile sınırlı değil katiyen, kendimi aştım artık. Hayatın her branşında şampiyonluğa oynuyorum.

Geçenlerde arabanın sigortasını ödemişiz, ruhsatın içine koy diye tembihledi İlker, ama ben unuttum sanıyorum. Çıktık yola, önümdeki yayaya yol verdim diye arkamda terbiyesizin biri kornaya bastı. Bir el kol hareketi yaparsın, ama nasıl saydırıyorum dikiz aynasından. Sağımda durdu, trafik polisiydi, haaasssss….

2 Kasım 2011 Çarşamba

"Arca, oğlum, senin annen bir salaktı!" Vol.6.1-6.2-6.3

Artık biriktirip yazar oldum salaklıklarımı, buyrunuz Vol.6.1-6.2-6.3...

Sümüklü çocuğunu parka götürürken iki kat ilave kıyafet alan ama bir mendil almayan, çocuğun akan burnunu park annelerinin şaşkın bakışları arasında polarının koluna sildiren anne BENİM!