Yazılar posta kutuna gelsin mi?

doktor kontrolü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
doktor kontrolü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Ekim 2012 Çarşamba

Dün aşı olduk, bugün ateş?

 Dün akşam aşı olmaya gittik. Evet grip aşısı. Bu bence biraz kurşun döktürmeye benziyor. Hayır, aşı oluyoruz, sonrasında daha beter hasta oluyoruz. Hani olmazsak daha daha beter olur muyuz? işte bundan tırstığımız için “olmayacağız” demeye cesaret edemiyoruz. Çaresiz, her yıl olduğu gibi tıbba teslim ettik kendimizi.

Arca aşı lafını duymasıyla “aşı olmayacağım” nakaratına başladı. Üstelik doktordaki muayene sırasında ortalığı birbirine kattı. Hayır ağlama değil, katiyen, bir hiper-süper-düper aktivite hali. Her şeyi kurcalama, yerinde duramama, o kadar ki doktor “ne çekti bu?” diye sorma ihtiyacı hissetti. Okulda Prozac verdiklerinden şüpheleniyorum:P

Aşı konusunda Arca ile polemiğe girmedik. Nasıl olsa hissetmeden acımadan aşı olacaktı.

17 Haziran 2011 Cuma

Alfa beta sigma!

Beta kalmıştı, eksikti.

Mikrop diyorum.

Arca bir yerlerden duymuş olacak, “kapayım, boğaz enfeksiyonu koleksiyonum eksik kalmasın” dedi, buldu kaptı, hoop ateş.

Bünyesine giren antibiyotik sayısını ben bilmiyorum açıkçası. Doktora sorsan bizden beteri varmış. Ama henüz kreşe gitmeyen çocuklar arasında antibiyotik kullanımında bayrak Arca’nın elinde, açık ara önde, liderliği kimseye bırakmıyor.

Kreş demişken “başlayabilir mi sizce sorun olur mu?” dedik. Duygusal anlamda sorun olmaz, kolay alışırsınız dedi (bizim oyun grubu maceramızdan haberi yok tabii: ) ) Fiziksel anlamda akciğerle ilgili bulgu edinmek ve karar vermek için daha zamanımız var, dedi.

Dişlerindeki lekelerin düzelmesi mümkün değil, diş etlerindeki bir bakteri sebep olurmuş. Diş hekimine gitmemizi tavsiye etti. Çürük değil ama siyah lekelerin görüntüsü çok can sıkıcı. Üstelik diş fırçalıyor, fazla şekerli gıda almıyor. Temizlense bile yine olurmuş, bünye meselesi, hay senin bünyene!

Ve iki küsür senelik ömründe Arca’nın kilo verdiğini de görmüş olduk! Evet her ay olması gereken kilosunun epey üzerinde olan Arca cücesi ilk defa kilo vermiş.

Ümit abla yemiyor deyip duruyordu. Ben de kendisi klasik annemler kategorisinde ve çok yedirme meraklısı olduğu için dikkate almıyordum. Gerçekten Ümit ablanın azmi takdire değer. Öğlen az mı yedi hemen puding yapılıyor. Sabah yumurtasının yarısı yenmedi mi hemen öğlene takviye yemek yapılıyor.

Bu arada biz birlikteyken bence yiyor. Kilo verdiğine göre, yeterli değilmiş, Ümit abla haklıymış.

Bu yemek meselesi göreceli, misal 33 yaşıma geldim ve öküzden hallice bir yeme potansiyelim var ama annem hala az yediğimi düşünür. Ve bu sebepten “doydim” diyen Arca’nın önünden alırım tabağı. Dünyadaki en gıcık şey yemek istemeyen insana yedirmeye çalışmaktır. İşkence yav! Dolayısı ile kilo durumu insan normallerinin altına düşmediği sürece yemeği burnundan sokmayacağım.

Neyse ateş ufaktan devam, antibiyotik tam gaz.

Hayatımızın değişmezleri...

Lakin soramadan edemiyorum, bu kadarlık ömründe geniş bir antibiyotik yelpazesi ile hastalıklarla mücadele veren Arca kreşe gidince ne yapacak? Farmatoloji dünyasının önümüzdeki aylarda çok sıkı çalışıp yeni antibiyotikler piyasaya sürmesi lazım, zira Arca'nın mikroplar piyasadaki tüm antibiyotiklerle kanka oldu.

Haa bir de aklıma gelmişken, bu anne sütü şehir efsanesi olabilir mi? Zira bir yıldan fazla emen, ilk altı ay ağzına anne sütünden başka şey sürmeyen Arca, ya hiç emmemiş olsaydı? Bir velet bu kadar mı hasta olur bu kadar mı enfeksiyon kapar kardeşim!

Son söz: Bunlar geçici dertler aman biz bu EHEC denen hastalığa dikkat edelim, araştıralım, bize gelmez bizi bulmaz demeyelim. Hayatta miktiri moktan beta mikrobundan daha ciddi dertler var.

En son söz: Annemle telefonda konuşmak 10 dakika ise, "hadi çocum görüşürüz, öptüm" kısmı 15 dakika sürer, kapanışlar bir türlü kapanmaz, hatta ben bazen uzayacağını anlayınca zırt diye kapatıveriyorum (itiraf:P). Bu postun kapanışı da annemin telefon konuşmasına benzedi.
hadi iyi hafta sonları

27 Ağustos 2010 Cuma

Sen kiiim “kişisel gelişim” kitabı kim!!

Ben kişisel gelişim kitabı okumam. Neden? Çok gelişmiş bir kişiliğim var ihtiyacım yok ondan mı? Yok ya bildiğin kafam almıyor ayrıca “şunu yap bunu yap” tarzı şeylere gelemiyorum. Sonra bu Arca yaşına girdiğinden beri pek çok çocuk eğitim vs kitabı okudum ya bünye “şunu yap bunu yap” tarzı şeylere bağışıklık kazandı. Bir de araya bir “es” koymak istedim.
Mekan : Sabiha Gökçen havalimanı
Zaman : geçen haftaki İstanbul seyahati dönüşü uçağa şöyle bir 2 saat kala.
Moral : sıfırın altında seyretmekte zira iğrenç bir toplantıdan yeni çıkmışım.
Ömr-ü hayatımın ilk kişisel gelişim kitabını aldım elime. Yeniden düşün, hadi bakalım yeniden düşünüyoruz.
Bir sardı bir sardı, elimde kara kaplı ajanda, bir yandan okuyorum, bir yandan not düşüyorum. Kitap genel olarak zaten çokça üzerinde düşündüğümüz konulara nasıl farklı açılardan bakarız özeti etrafında dönüyor. Güzel öneriler var. Ben gaza geldim, ya kendi işimi filan kurucam ya da asla aklıma gelmemiş bir fikir ile acayip şeyler yaratıcam.
Önerilerden biri her zamanki rutininizin dışına çıkın, mesela farklı yoldan evinize gidin. Algılarınız her zamankinden farklı şeylere açılsın, falan filan…
Güzeeelll… gelelim hadiseye. Geçen hafta Arcanın doktor kontrolü var, plan şu: erken çıkıp eve gideceğim, üzerime rahat bişeyler giyeceğim, sonra beraber doktora gideceğiz, doktor çıkışı Alsancakta gezeceğiz adet olduğu üzere. Tam yola çıktım aklıma geldi, başka yoldan gideyim dedim, Yeşildere yolunu seçeyim dedim. İyii.. Bornovaya kadar 10 dakikada geldim, oh diyorum ne güzel otoban otoban bi yere kadar, olmadı yolu uzatayım kordondan sahile ineyim laylaylom… dememe kalmadı BAM!! Trafik sıkıştı, ucu bucağı görünmüyor. İlkeri aradım, bi süre "ya niye bildiğin yoldan gelmiyorsun" nasihatlerine maruz kaldım. hele kişisel gelişim filan şeetsem garanti uzayacak hiç sesimi çıkarmadım. hemen koordinatları aldım hedef alsancak doktorun orası. onlar da Arca ile taksi tutup gelecekler. Geldiler benimle hemen hemen aynı saatte. bi güzel puseti de unutmuşlar.
İlginç bir doktor seansı oldu, 18 aylık karma aşısının bu kadar kızaracağı uyarılmadığından sonraki 2 gün epey telaş yaptım hatta doktoru aradım. Meğer aşı tutmuşmuş.
Arcanın gelişim kısaca güzel... bu ay için ne denebilir ki. olması gerekenler olması gerektiği kadar var. son köpek dişinin çıktığını teyidini de alınca güzel bi oh çektik. Ancak tuvalet eğitimi konusu yine 27 aya takıldı, benim de o trafiğin üzerine "iletişim eğitim farklı şeylerdir" açıklaması yapmaya mecalim olmadığından konu kapandı. bizim doktorun naçizane çocuk eğtimindeki tavsiyesi "geri adım yok" olduğundan bez çıktı mı çıkar tekrar takılmaz takıntısı var... bunu burada uzatmayacağım...
Akşam İlknurlar ile buluşuldu, Arca çok sevdiği üzere dışarıda yemek yedi, Kıbrıs Şehitlerindeki sokak çalgıcılarına daldı (adamları zengin edeceğiz bozukluklarımızla) arabayı park ettiğim yere gidesiye kadar babasının kucağında uyuyakaldı. Bense geceyi, eve gidemediğimden iş kıyafetlerim ve yüksek topuklularımla Alsancak sokaklarını pıtı pıtı arşınlayıp bana yol değiştirme aklı veren pek muhterem kitaba saydırarak tamamladım.
dip not: bu kötü tesadüf bir yana kitap gerçekten güzel, hakkını yememek lazım. Hiç sıkılmadan keyifle okudum, şiddetle tavsiye...

Artık vimeo şeysi öğrendim ya b.kunu çıkarırım. Bakalım buraya da ekleniyor mu, deneyelim:
tatatammm makarnadan mest olmuş Arca cücesi...
Yeliz: ne yiyorsun Arca?
Arca: MAKKAA

makarna güzeli arca from yeliz minareci on Vimeo.

26 Mayıs 2010 Çarşamba

Doktor bahane Alsancak akşamı şahane

yine bir doktor kontrolü yine bir alsancak akşamı klasiği.
Arca öğleden sonra uyumamış. eve erken geldim, toplandık çıktık hemen.
yolda uyumasın diye yapmadığım şaklabanlık kalmadı. doktorun randevuları sarkmış yarım saat bekledik. neyse ki arca pek yardımcı oldu, huysuzluk yapmadı. heryeri gezdi. saklambaç oynadı, İlkerle kolonun etrafında kovalamaca oynadılar, başı döndü düştü, çok şebek yaa!
Bu ay aşı vardı, hepatit A oldu yine.
hiç ağlamadı, doktor ilk defa Arcaya üstün cesaret madalyası verdi, alkışlandı, sevindi. Ateşten sonra burun akıntısı olmasını üşütmeye bağladı. Hala burnu hır hır, otribebe haftanın yıldızı.
Hala fazla kiloları olmasına rağmen bu ay hiç kilo almamış. İştah iyi halbuki. ama yürümeye başladığı için olsa gerek kaloriler yanıyor. Stoklar iyi diye pek sallamıyorum, zaten bir öğün yemezse öbürünü yiyor. Emzik olayını anlattım, fazla kolay olmuş dedi. Hmm olabilir, belki çabuk müdahale ettik, belki henüz ciddi bağımlılık oluşmamıştı, bilmiyorum. Bildiğim tek şey eğer daha bekleseydik işimiz zor olabilirdi. Emzik olayına hiç karşı olmadım, ona çok şey borçluyuum, ama emziksiz daha iyiyiz. Uykularını da son birkaç haftadır, daha iyi uyuması emziğe denk geldiğinden midir bilinmez, emzik acaba prop muydu sorusunu akla getiriyor.
Neyse bu sayfayı kapattık.
2 köpek dişi çıkmış, 2 kalmış. ve o 2 yaş civarı çıkacak arka azılar. Dişler tamamlanıyor ve derin bir oh çekiyoruz. Ben köpekleri birkaç ay daha beklemiyordum ama mangalda pişecek pirzolaları götürmek için onlara ihtiyacı olacağını düşündü herhalde dişlere hız verdi bünye.
Vedalaşırken doktoru öptü ve el salladı.
Yaz geliyor mutluyum, trafiğe yakalanmayalım bahanesiyle Alsancak turu attık, üşütmeyen taze bir rüzgar vardı. Yemekten sonra biraz mızıldanınca Kıbrıs şehitlerinde yürüyüşe çıktı. Sokak çalgıcılarının önünde durduk. bir keman bir darbuka 2 roman amca. sesler sigaradan ve yıllardan çatallaşmış ama keyifler gıcır. Arca kilitlendi, birkaç roman havası dinledi. Gelen geçen Arcanın konsantrasyonuna şok oldu. Hatta 2 kız dürttüler oralı olmadı. Birkaç vuruş darbuka çaldı. Arcayı gören yanaştı, romanlar da bu hadiseden ufaktan sebeplendi. Ayrılırken esnaf Arcanın büyüyünce iyi bir akşamcı olacağına dair kehanetlerde bulunuyordu. "açarız koçumla bi yetmişlik..." Ruhuna da gıda takviyesi yapınca pusette kafa düştü, arabaya kadar bile dayanamadı. Yürüyüş bize de iyi geldi.
Geç oldu, evin erkekleri horuldamakta, bense bahar çarpmış gibiyim, öyle bir sersemlik üzerimde.

29 Nisan 2010 Perşembe

günler...

geçiyor...
farketmeden haftalar bitiyor.
bu ara meşguliyetler fazla. haftaya 4 gece 5 gün yokum, İstanbulda fuarda, Arcadan ayrı. Bakalım bana mı zor gelecek ona mı. Öncekiler sorun olmamıştı, ama sanki daha bir anneye düştü bu aralar. İlker bile kara kara düşünür oldu, anneyi özlerse ne yaparım diyor. Arca ben gözden birkaç dakikalığına kaybolayım, "annih, annih" diye önce mutfakta, sonra koridorda arıyor, sonra yaygarayı basıyor. Bana da şimdiden afakanlar basıyor, bakalım nasıl atlatacağız.
Cüceyle oyunlar pek neşeli bu aralar. Baba salonda televizyona bakarken, Arca ve annih mutfakta bir çekmece belirliyorlar. Arca içinden 1 tane seçiyor, çay süzgeci, kaşık, kapak... eline alıyor. Diğer eliyle annihin elini tutuyor, pıtı pıtı babaya gidip ganimetimizi veriyoruz. Baba alıp özenle inceliyor, sonra diğer ganimetlerin arasına koyuyor. Arca heyecanla dönüyor, pıtı pıtı yine mutfağa gidiyoruz aynı şekilde bir akşamda belki 20 defa tekrarlıyoruz. Yüzündeki heyecan, mutluluk görülmeye değer.
Dün ilk defa yeşil erik yedi. Hem yüzünü buruşturup hem de daha var mı diye bakınıyor. Geçende doktor bakla ve patlıcan hariç herşeyi yiyebilir dediğinden beri daha rahatız. Doktor demişken.. güzel bir kontrol geçirdik, aşı oldu. Bu defa pek ağlamadı. Hatta hiç ağlamadı. Kilo 250 gr artmış, boy yarım cm. Standartların hafif üzerinde bir seyir var. Bu defa farklı sorularla karşılaştık. Mesela konuşmayla ilgili.. kaç kelime söylüyor? sonra bir alet yardımı ile işini halledebiliyor mu? komutları anlıyor mu? 3 adet nesneyi üst üste koyuyor mu, kule yapıyor mu? döke saça da olsa kaşıkla yemeğinin en azından yarısını yiyebiliyor mu? bunlardan geçtik de, "kendi kendine otururken ayağa kalkabiliyor mu"da kaldık:P
12 adet dişi var. 4 adet köpek 4 adet arka azılar kalmış. köpekler birkaç ay sonra, arka azılarsa 2 yaş gibi çıkar deyince, önümüzdeki birkaç ay için oh çektik.
Doktorun Arcadan 10 ay büyük kızı var, o da bu ara çocuk eğitimine takmış durumda. Kitap kemirip duruyor. O bana ben ona kitap önerip duruyoruz. Çocuk beden dilini karıştırıyordum bu aralar, o okumuş, "yazmış olmak için yazılmış" yorumu yaptı, belki doktor olduğu için farklı bir açıdan yaklaşmıştır, ben fotorafları beğendim:)
Haluk Yavuzeri ise çok akademik buluyor. Bence kitap okumayı pek sevmeyenlere göre, hap gibi... Harvey Karpın Mahallenin en mutlu yumurcağından epey konuştuk.
Bir de hazzın ertelenmesi konusuna dikkat çekti, bu eğitimin çocuklara mutlaka uygulanmasını tavsiye etti. İç disiplin geliştirmenin önemli yapıtaşlarından biriymiş.
Doktorun komik ama isabetli tespiti: soruları önceden soruyormuşuz. Yani konuya gelmeden biz önden dersimizi çalışıyormuşuz. Çok normal !! İlkerin tabiriyle "internet sosyali"yim ben. hiç tanışmadığım ama tanıdığım, hakkında bi dolu şey bildiğim hayatlar geliyor ekrana... ve aklıma bile gelmeyen şeyler öğreniyorum. yaşasın internet:) yaşasın nurturia:)
İş çok, yeliz kaçar!!

31 Mart 2010 Çarşamba

Mimozalar açtı

Tamamdır bahar geldi. Gerçekten geldi. Mimozalar açtı mı artık endişe yok!!
Dün en keyifli günlerimden biriydi.
Arcanın Milano seyahatine kurban giden 13. ay kontrolünü düne ertelemiştik.
Bir ilk yaşadık. Elimiz kolumuz boştu, soru yoktu. Biz de şaşırdık.
Boy-kilo herşey tamam. (400 gr almış, boy 78 cm olmuş) Arca pek sevimliydi, pıtı pıtı bütün muayenehaneyi gezdi. Ağzını açmak ve kilo kontrolünde yaygarayı bastı ama aşıda hiç gıkı çıkmadı. Garip oğlan!!
Süt??? içiremiyoruz dedik, yoğurt peynir yiyor mu, boşşşverrr!! dedi. Sabahları benim nesfitin dip sütünden kaşıkla içiyor da hadi süt içirelim dedik mi kapatıyor çeneyi açmıyor. Hakketten garip oğlan!!
Vücudunun üst kısmında kızarıklıklar vardı. Doktor hemen deterjan mı değiştirdiniz dedi. Ben bi gece önceki banyosundan sonra sürdüğümüz losyona bağladım. Ama sonra aklımıza geldi. bebek deterjanı bitmişti, normal deterjanla bir makina yıkamak zorunda kalmıştık.
Doktor 13 aylık bir oğlum olsa Arca gibi olmasını isterdim dedi. Daha ne desin, sevindirik olduk:)
Benden tecrübeli annelerin deneyimlerine önem veriyorum, çok sıkı takip ediyorum. Üstelik bazı yeni şeyler denemek için cesaretim oluyor. Mesela tuvalet olayı. Arca sabahları aynı saatte babası ile tuvalete girdiğinde anakucağında otururken elinde dergi kakasını yapıyordu. Sonra tuvalet konusunda biraz okudum, biraz da özgürün tecrübelerini takip ettim. Geçen ay Ikeadan lazımlık aldım ama oturtmuyordum. Tuvalete girdiğimde gözümün önünde olsun diye Arcayı giyinik ne zaman lazımlığa oturtsam ıkınmaya başlıyordu. Ayrıca kaka yaparken mimikleri ile belli ediyor, altını açtığımız anda ise çiş yapmaya başlamıştı. Acaba olur mu, bi cesaret derken pazar günü ıkındığı anda lazımlığa oturdu ve kaka yaptı, üstüne de çişini:) Sonra Ümit ablaya bahsettik, o da hep kaka yaptığı saatte oturtmuş, yapmış. Çişini yaparken de seyrediyormuş. Tabii eğitim söz konusu değil. Fiziksel anlamda hala tuvaletini söyler mi emin değilim. Önceden haber verir mi? bunlar hep soru işareti, belki daha çok okumak lazım, bilmiyorum, yolun başındayız. Ama doktorla paylaştık. hmmm oldu. Fiziksel anlamda tuvalet eğitimi alabilecek yaşta değil, bu yaşta zorla öğretilen tuvalet söyleme 4-5 yaşlarında tekrar tuvaletini tutamamaya gidebilir dedi. ama bizim anlattıklarımızın son derece doğru adımlar olduğunu, sosyal anlamda ileride olan bebeklerde, - fazla beklentimizin olmaması ve bunu kesinlikle bebeğe hissettirmemek koşulu ile - mümkün olduğunu anlattı. Bizim doktor da Tracy gibi: devam ettiremeyeceğiniz şeye başlamayıncılardan .... Bi kere bezi attıktan sonra tekrar dönüş yapmayın fikrinde. Ayrıca lazımlığı sadece tuvalette tutmamızı tavsiye etti, kesinlikle evin başka odalarına götürmeyin dedi. Bakalım şimdilik amacımız, Arcaya bez dışında lazımlığa da tuvaletin yapılabileceğini göstermek. En azından farkında olmasını sağlamak. Bakalım ne kadar başarılı olacağız.
Akşam hava o kadar güzeldi ki, dedim hadi gezelim. Zaten cıvcıv trafik vakti, eve gitmek 1 saat, hemen plan yaptık. Yürüyelim, yemek yiyelim, 9'a kadar gezelim yine, sonra Arcanın da uyku vakti gelmiş olur, hatta belki yolda uyur. Valla topuklu ayakkabılarıma rağmen saatlerce Alsancak sokaklarında yürüdük. Bahar değil sanki yaz akşamı. Lokantada İlker beyin çorbası söyledi, ben mercimek. Arca mercimeğin yüzüne bakmadı, beyin çorbasını götürdü. Babasının oğlu! Yemekten sonra yürümeye devam. Durunca Arca mızmızlanıyor! Planın geri kalanı tıkır tıkır işledi, Arca arabada uyudu, eve kucakta taşınıp yatağına yatırıldı. Yaz saati uygulamasına ayak uydurma çalışmaları tamamlanmış oldu.
Bahar bahar bahar!! çok özlemişim iyi ki geldi!!

27 Şubat 2010 Cumartesi

Mutlu mutlu yıllar ve 1. yaş doktor kontrolü

Arca 1. yaşgününü, bizler de Arca ile çıktığımız yolda 1. yıldönümümüzü kutladık. Pek tabii ki Arca için bugün fotoğraflardan ibaret olacak ama bizim için önemliydi.
Dün Ümit ablanın hastaneye gitmesi gerekince yıllık iznimden 1 gün daha kullandım, bu gidişle yılsonuna izin kalmayacak:) Hazır izinliyken Arcanın doktor kontrolünü öğlene aldım. Geçerken pasta siparişini verdik. Arca doktor kontrolünde yıktı ortalığı ,aşı oldu, mızırdandı.
Acayip hazırlıklıydım bu ayki kontrolde, zaten doktor da hep onun anlatacağı konuları önden sorduğumu söyledi. Blog okuyoruz kardeşim, tecrübeli bebekleri takip ediyoruz, hayret bişey:)
Hemen süt soruldu, günlük mü pastörize mi? Ne farkı var ki dedi doktor, aynı banttan çıkıyor sadece farklı ambalajlanıyor. Yani pastörize olduktan sonra ister uzun ömürlü ister günlük olsun, içebilir. Ama süt içmezse de üzülmeyin, peynir var, yoğurt var. (Bkz. Hülyanın pipetli ayranlı postu) Yani endişe yok. [Nitekim hep hayal ettiğimiz gibi "hadi bebişim sütünü iç, yatma vakti" ritüeli nanay!! Arca "tuh bu ne ya" tepkisi verdi. Anne sevmez baba içmez bebekten ne bekleyeceksin ki!! bakalım bi dahakine balla deneyeceğiz.]
Neler yapıp yapamadığının testini yaptık yine. Doktor "naçizane" bir uyarıda bulundu. Çünkü ben bazen Arcanın yaptığı şeylere "yapıyoruz" diyorum. Yapmayın, çünkü Arca bir birey ve artık herşeyin farkında, 1. çoğul şahıs onu birey olmaktan çıkarır, hala anneye göbekten bağlı bir bebek olarak bırakır. Konu açılmışken evet standartlara göre boyutlar büyükçe (kilo almamış olmasına rağmen hala 1.600 gr fazlası var,boy da 77 cm yani iyiymiş. ) ama bu yaşa kadar çok da fazla kasmadan da getirirdik zaten yani asıl iş bundan sonra başlıyor. Asıl Arcayı nasıl şekillendireceğimizin kararı, onu nasıl yetiştireceğimiz artık bundan sonra!! Doktor reçeteye "anne baba ne kadar çocuk eğitimi ile ilgili kitap bulurlarsa okuyacaklar, birbirleriyle paylaşacaklar" diye yazacaktı nerdeyse:) Nitekim bunları söyledi ve bir kitap önerdi:Leyla Navaro - beni duyuyor musun. Kendisinin de Arcadan 8-10ay büyük bebeği olduğu için çocuk yetiştirme konusuna takmış bu aralar. Epey konuştuk. Bundan sonraki muayenelerde Arcanın ruhsal-sosyal gelişiminden daha çok bahsedeceğimiz kesin:)Herşeyi ama herşeyi yiyebilirmiş. İyi zaten yiyorduk şimdi onaylanmış oldu. Ayakkabılar gösterildi, soruldu, öneriler alındı. Çok su içtiği için sadece ilk bardağına florür tablet atacakmışım.
Geçen post oyunu dişten yana kullananlar kazandı, üst azı yolda, çığlıklar muhtemelen bu! Gece ibufen verebilirsiniz dedi. Zor geceler bizi bekliyor. Nitekim doktor kontrolünün bir kısmı ağlayarak geçirdik. Güç bela İlknurların büroda öğle yemeğini yedi. Uyuyunca biz de bi yerde oturup yemek yedik, sohbet ettik. Arcadan küçük bir zaman çaldık, güzeldi.
Gelelim ilk doğumgünü partisine. Hiçbir şey hazırlamadan organize ettiğim ilk partiydi. Sadece makarna salatasının içini hazırladım:) Annem, İlkerin annesi, Ümit abla yemek konusunda organize edildiler. İnternetten parti malzemesi siparişi verildi. Ailenin yanısıra birkaç arkdaş da çağırdık, kutlamaları 3'ten 2 ye düşürdük. Bir ara 20 kişiydik. Arcaya çok güzel hediyeler gelmiş, hepsine ayrı ayrı çıldırdı. Bol bol kahkaha attı, eğlendi. O kadar insana ve azı dişinin huysuzluğuna rağmen hiç sorun çıkarmadı, hem eğlendi hem eğlendirdi. TV de Arcanın doğumundan bu yana 150 adet kadar resmi slayt şov olarak bütün parti döndü. Duru keman dersleri almaya başlamış, Arca için şarkılar çaldı. Daha önce Tuna ve Ela ile paylaşamadığı Tunanın yürüteç arabasından hediye geldi ,bu defa Cansu ile aynı hadise yaşandı:)

Güzeldi, çok güzeldi. Şimdiye kadar herşey güzel, genel olarak keyifli ! Asıl bundan sonra başlıyor, önümüzdeki maçlara bakıciiiz.

22 Ocak 2010 Cuma

Son günler - 12. ay kontrolü - Özgüre yorum

Çekik gözlüler İzmire gelmek istedi aslında, dedim yok, beni tek başıma yakalayamazsınız, merkez ofise geliyorum, genel müdür, satış ekibi, lojistik müdürü cümleten yiyeceğiz sizi. Çaresiz kabul ettiler. Ama pek öyle olmadı, bi ara kendimi fiyatlarla tek başıma pazarlık ederken buldum, hem de çingene pazarlığı!! Sabahtan karlı İstanbula inmiştim, manzara şahane, içim iyimserlikle dopdolu, akşam 8'de herşey bambaşka görünüyordu. Birlikte yemek yiyelim dedik, salaş bir Yeşilköy balıkçısına gittik, yeşil Efeleri fondip yaptılar, ne de olsa sojudan alışkınlar:) Günün gerginliğini attık derken gece 12 uçağı için havaalanına gittim ki rötar! 2:30 gibi evdeydim. Arca kokumu aldı galiba, baktım yatakta oturuyor. İyice kokumu alınca bırakmadı, defalarca uyandı, İlker tekrar uyutmak zorunda kaldı, bi de kandırıyor miniği "yok bebişim o annen değildi, rüya gördün, anne sabah gelicek" diye, yemedi tabii:)

Dün sabah işe geldim ki içim uyuyor, biraz işleri hallettim. Akşama Arcanın doktor kontrolü var. Niye gidiyoruz ki hala bilmiyorum, soracak bişey bile yok. Allah sordurmasın. Demir damlasına devam mı tamam mı için kan testi yapılacaktı. Yapıldı, kan bile verebilirmiş. Artık içmeyeceğiz. Herşey aynen devam. Boy uzamış bu ay: 76 cm. Kilo almamışız ki hiç mühüm değil zira obeziteye 300 gr kala durmak iyidir. Doktorcum sen şimdi kafaya takarsın kilo almamış diye dedi, yok dedim ne diyosun, boyu uzasın yeter:) Sıralamaya başlamış olması iyi... Genel durum yıldızlı pekiyi. 1 yaş aşısı için gideceğiz yine, sağlık ocağında bu aşının yapılmasını istemedi. Bir tüpten 20 bebek aşılanıyor, açılan aşıyı korumak için bir madde ekleniyor, domuz gribi aşısında da bulunduğu söylenen ve tartışılan madde (hiç sormayın teknik terim sıfır). Kendi yapacak aşıyı. Eve gelesiye kadar açlıktan uyuyamadı minişim, mam mam diye diye geldik, çorbanın üstüne lahana sarması yedi ilk defa, sevdi dememe gerek yok sanırım:) Arkadaşlar bize uğradı akşam, Gülle Aşk-ı Memnu'ya bakarken uyumuşum, onlar gitmiş, yatağa gitmişim, hiç haberim yok.
Araya kısa bi not!! Ümit abla yeni bir teşhis koydu bu sabah, Arca geç konuşacak!! Yapma yav dedim. Yok dedi öyle, bu kadar konuşuyoruz, hep birlikte bu kadar ilgi gösteriyoruz ama hala tam anlamıyla baba dede demiyor. Bi ara diyordu, yok demiyor. İlker de bu duruma acayip kıl. Nasıl bana baba demez diye kıvranıyor, ben diyorum takma bana da sadece mam diyor, canı isterse anne diyor. Bakalım bizim miniş geç mi konuşacak? Göreceğiz...

Nerde kalmştık? Özgürümün yazısına yorum yazıyordum, aa du bakiim ben bunu post yapıvereyim dedim, geldim. Zira bazen yazı konusu bulmakta zorlanıyorum hazır çenem düşmüşken...

Etkinlik mevzuu biraz beni de sıkmaya başladı. Yani nasıl anlatsam... Bebişe bişeyler katma güdüsü ile bi dolu kendimce etkinlik yapıyorum. Kendimce, çünkü henüz Arcaya uygulamadım, önce kendim çalışıyorum. (Ben biraz ineğimdir, hep iyi bir öğrenciydim:) çalışmadan yapamam)Bi defasında "sürpriz sepeti" uygulamıştık Arcayla, çok hoşuna gitti keretanın, o zamanlar daha yeni oturabilmeye başlıyordu. Sonra dedim ki ne güzel bişeyler öğretebiliyorsun, en iyisi ben çalışayım. Bi dolu kitap aldım. Okuyorum, kimisi daha çok 2 yaş üstüne uygun, kirazımın kitabı Arcaya daha yakın. Hemen hepsi Montessori felsefesinden yola çıkan kitaplar. Etkinlikleri okuyunca harfiyen uygulama düşüncesi beni geriyor. Hadi şimdi şunu yapalım, hooop materyaller hooop şunu öğreniyoruz vesaire... Bi de bende öğretme güdüsü becerisi yok sanırım. Ya da zorakilik mi geriyor bilmiyorum. Bizim Arcayla oyunlarımız daha bi salakça. Yok vallahi öyle. O kadar kitap oku, etkinlikleri öğrenmeye çalış, nasıl sunum yapıyorlar Montessori grubundaki mailleri incele, sonra gel biberondan su savaşı yap!! Vallahi yaptım, ne biçim anneyim ben? (O biçim!!) Baktım sular damlıyor biberonun ağzından, önce Arcanın yüzüne sıçrattım, Arcanın da hoşuna gitti bi güzel aldı bırakmadı elinden biberonu, üstü başı ıslanasıya tepiştik. Sonra ben böyle salaklıklar yapadurayım, bi taraftan da "bilge anne" olucam ya kitapları okuyup anlayıp inek Şaban misali deli gibi çalışadurayım, baktım İlkerden acayip güzel öğreniyor. Birlikte içiçe geçen kapları kule yapıyorlar, sonra onu yıkıyorlar, telefondan alo demeyi çalışıyorlar, yürüme antremanları yapıyorlar, kulak, ayak, bilimum organları göstermece, giysileri öğrenmece... Ay çok gıcık. Babayla harika öğreniyorlar, beni görünce mam!! Adama yemek çağrıştırıyorum, ayaklı mandra olursan olacağı bu! Yani blog dertliyim. Tamam hadi etkinlik yapalım olayı geriyor da neden İlker gibi herşey spontane olmuyor? İlker öğretmen çocuğu diye daha mı alışkın öğretmeye? Ben sadece mam ve su savaşı yapılacak kadın mıyım?? Boşuna mı o kadar kitap okuyorum? O kitapları okuduktan sonra öğrendiklerimi doğal olarak aktarabilecek miyim? Yoksa İlker öğretici baba, Yeliz laylaylom anne mi olacak? Hadi rolleri değişelim!!

4 Ocak 2010 Pazartesi

Ne haftaydı ama!! (yılbaşı, doktor kontrolü, annenin izinleri...)

Haftanın ilk günü çalıştım, salıdan itibaren izin yaptım. Artık uzzuun bi süre kaçamak yapamam.
Salı günü :
11. ay kontrolümüz vardı. Ümit abla ile birlikte gittik, herbişeyleri sordum, içimde kalmasın.
Y: Gece tahılını son birkaç gündür biberonla verdik, anne sütü artık yetmiyor?
Dr: yok kaşık mamasını kaşık maması olarak verin, yatmadan önce yiyip yatsın. Artık uykuda beslemeyin.

Y: Biberon bağımlılığı başlarmış, tamamen suluğa geçelim mi, hala biberondan su veriyoruz?
Dr: Gündüz biberondan su içmesi sorun değil ama gece biberonla beslenen bebeklerde bğımlılık olabilir daha kötüsü biberon çürükleri oluşabilir.

Y: Emzikten ayıralım mı? sadece uykudan önce emiyor.
Dr: Anne sütünden ayrılma aşamasındaki bebeği bir de emzikten ayırmayın, zaten gündüz emzik almıyor, işiniz daha zor, şimdilik uğraşmayın.

Y: Yemek düzeninde değişiklik yapalım mı?
Dr: 3 ara-3 ana öğnle devam edelim.

Y: Domuz gribi? aşısı?
Dr: Aşıya karşı değilim, sadece gerek olmadığını düşünüyorum, kendi bebeğime yaptırmıyorum. Sizler olmak isterseniz sakıncası yok ancak bebek için henüz kaç doz yapılması gerektiği bile kesinleşmemişken???

..................................................................

Hala 2 kilo fazlamız var ama boy standartları ancak yakalıyor: 73 cm. Güdük bir veledimiz olacağına kendimizi hazırlamalıyız:)
Ön dişler geliyor... GELSİN ARTIK!!!

..................................................................

Problem çözme, ince motor ?? gibi pek çok konuda tam not alırken kaba motor hareketleri dedikleri kısımda henüz koltuk kenarlarında sıralama yapmadığımız için notumuz kırıldı ama yine de geçtik. Arcanın göbeğini gören her doktor kanaat kullanır kanaatimce:)

Önümüzdeki ay demir değerlerine bakılacak, kabızlığa neden olan damlayı kesebiliriz umarım. Bazen ağlayarak kaka yapıyor, çok üzüyor, üzülüyor:(

Arca ve Ümit ablayı eve bırakıp pazara gittim, oh ne ciciler aldım... Zara babyci ve Nextçi amca ordaydı, hatta çakma la senzacı da ordaydı:) Sonra Ümit abla da pazara gitmek istedi, biz de zaten ablama gidecektik. Kitap kurdu Duruya koca bir set kitap hediye ettik, çıldırdı:) O da Arcaya yeniyıl kartı yazmış... Nasıl büyüyorlar ya, inanılmaz.

Çarşamba...
Kendime ayrılan gün.. Önce dipleri fena halde çıkmış röflelerin yapılması...
Sonra Arcanın fotolarından tabettirme... Sonra kargo gönderilerini ayarlama... Yılbaşını İzmir dışında geçirecek anneye ziyaret ve dedikoduların orta yerinde cilt bakım randevusu için vedalşama... Kendime yılbaşı hediyesi olarak cilt bakımı yaptırdım, masaj biyolojik saate kurban gitti. Ya böyle bahsedince çok mu kokoşluk oluyor? masaj bakım filan? mimik kırışıklıkları için ne önerir diye sorduğum bakım yapan abla direkt botox dedi. O-ha dedim, o kadar kötü mü görünüyorum, ben krem önerir sandıydım:) Kendi de 35 te başlamış. Evet hoş biri ama mimik yok biraz komik duruyor. Kendisini o kadar beğeniyordu ki, komiksin diyemedim, çok hoş deyip geçiştirdim. Ara ara başlamak lazımmış. Yapana bişey demem kendim için düşünmem. (şimdilik...) İlkerle kaçamak yapma planları trafiğe takıldı, eve döndük.

Perşembe...
İlkerle çerçeveciye gitmeye karar verdik. Basmanede ararken meğer Üçyola taşınmışmış, vakit kaybı. olsun halloldu. Sonra hazır Ümit abla evde diye, AVM ye kaçtık. Haftaiçi sakinliğinde hediyeleri hallettik, birlikte kahve içtik, uzun uzun sohbet ettik. Evde ilgi odağımız sohbet konularımız hep Arca olunca işten güçten, hayattan bahsedemez olmuşuz. Ara ara yokladığımız "İstanbuldan taşındık, iyi mi ettik?" konusu bile açıldı:) Sonuç: "iyi ettik!".
Yılbaşı için benden farklı bir fikir çıktı bu yıl: herkes çalıştığı için akşam yemeği genelde gitmediğimiz düzgün bir yerde yensin, sonra pijama partisini bizim evde yapalım, içelim, güzelleşelim, herkesi yatıracak yer var, ertesi gün birlikte kahvaltı yapalım. Buraya kadar herşey güzel de son birkaç saat öncesine kadar yemek yencek yer ayarlanmamıştı. İyi napalım evde pizza yeriz derken Köşebaşında karar kılındı. Arcayı güzel güzel giydirip evde yedirdik, oraya gidinceye kadar biraz huysuzlandı ama ortama girince yılbaşı bebeği oldu. Baharatsız olmak kaydıyla bütün etlerin tadına baktı, üstüne gece tahılını da yedi. Hiç sorun çıkarmadı, mama sandalyesine uslu uslu oturdu. Uykusu gelmek üzereyken kalktık. Arabada Arcaya pijamalarını giydirdim. Eve geldiğimizde uyumuştu. Sonradan İlknurlar da katıldı, 8 kişi olduk, gırgır şamata, genelde NTV açık kaldı, güzel bir program hazırlanmış. 3 gibi yattım, Arca cücesinin yılbaşı olayı olmadığından sabahın 6 sında kaldırdı beni.


Cuma... Nazlılar uğradı, nefis bir cheesecake getirmişler. Cansuyla Arca bol bol oynayıp birbirlerinin gözünü çıkardılar, tırmaladılar.


Cumartesi ... Arcayı İlkere satıp İlknurla Alsancaka indik, hava nefisti, keşke Arcayı da götürebilseydik... Arca her sabah emerdi, bu sabah emmedi. Allahım yoksa memeyi bırakıyor mu? Gece tahılından yemeyip benim de memelerim ağrıyınca uyku öğünü verelim dedim, emdi. Bıraktı mı acaba sorusu garipti. Yani günde 1 defa da olsa emsin istiyormuşum. Öyle çok rahatlamadım. Ama rasyonel tarafım ağır basıp kendimi telkin ettim, napalım 10 ay emdi, bu da yeter ,hem daha çok özgürlük... gibi bahanelerle kendimi rahatlatmaya çalıştığımı hatırlıyorum. Çok yara almamak adına hazırlıklı olmak lazım, her an bırakabilir.

Pazar ... Annemlere kahvaltıya gittik. Arcayla uyumuşuz.. Sonra Nazlıların cheesecake inden alalım, hem hava almış oluruz dedik. Ama yeri yanlış anlamışız, Alsancak İskele yerine limanın etrafını tavaf ettik:) Nazlılara da ulaşamadık, komikti. Sonra Nazlılar bize ulaştı da bulabildik. İlkerle ilk İstanbula gittiğimiz günlerde her cumartesi turistik gezi yapardık. Ben özellikle yurttaki büyüklerden nereye gidilir, ne yenir öğrenirdim. Yanlış öğrenmişim, Beyazıtta Cafe Net aradık saatlerce, hem de hepi topu elmalı turta için. Meğer Beyoğlundaymış. Anılar epey güldürdü bizi. Arca arkada uyurken ben İlkerle önde oturdum, ne büyük nimet. (Ana kucağı varken hep yanında oturuyordum)
2009 un son haftası yapmam gereken herşeyi bitirince ve dinlenince 2010 a rahatlamış başladım.

Bu arada Mothercare'de indirim başlamış. Öğle tatilinde gidip önümüzdeki kış için Arcaya birkaç parça aldım, şimdiden yatırım yapmak lazım yazık ki sezonda çok pahalı oluyor.

26 Kasım 2009 Perşembe

uzun bir post olacak - 9. ay kontrolü & tatil

Tatil güzel şey...

Havalar güzel olunca bol bol gezdik. Elvanla sahil yürüyüşleri, Alsancak turları, Forum gezmeleri yaptık. Sohbetlerimiz sık sık işten aramalarla kesilse de eski günleri yadetmek iyi geldi.

Arca ile 24 saat ayrılmamak harika.
Ama yazık ki bu günler zor. Huysuzluk, uykusuzluk tavan yapmış durumda.

9. ayımız bitti, 10. ayımıza girerken;
- Birçok ilklerimiz var... karşılıklı top oynuyoruz, atıp tutmaca. yeni oyuncaklara mutlu tepkiler veriyoruz.
- komik bir emekleme stilimiz var. Daha doğrusu götümüzün üzerinde lokasyon değişikliği, sonra parke üzerinde yüzüstü geri geri sürünmece, yerleri temizlemece... Önce bir ayağını altına alıyor ama bir türlü poziyon tutturamıyor pat göbüşün üstüne:)

- Bütün dişetlerimiz şiş ama ilk 4'ten sonra henüz görüntü yok
- Yabancılıyoruz... Elvana ağladı, sonra kanka oldular ama ilk yarım gün ancak alıştılar.
- Hem kucak istiyor üzerime tırmanıyor hem de kendini biyerlere atıyor.
- Herşeyi keşfetme merakı başladı. Halının üzerine koydun mu bi şekilde yolunu bulup patates soğan sepetlerine saldırıyor.
- Sehpa ve koltuk kenarlarına yatak korkuluklarına tırmanıyor. Yürücek mi ne ?? diyorum İlkere, yok dötünü kaldıramaz diyor:)
- Bi ara süper iştahlıydı, num num sesleri çıkararak yiyordu, son birkaç gündür nerdeyse hiç yemiyor sadece emiyor.

Arca cücesini dün doktora götürdük, aslında randevumuz salı 18:30 du ama grip korkusundan ilk randevuyu almayı istedik. Çarşambaya ertelemek zorunda kaldık.
Bir gece önce kaç defa uyandığımı unutmuş halde doktora : "biz bugün buraya uykusuzluk sorununu çözmeye geldik, çözmeden gitmeyeceğiz!" dedim. "hhmmm" "bu olayın anne özlemiye alakası yok, t-shirtlerimi yanına verdim, kesmedi, 5 gündür 24 saat birlikteyiz, duygusal bir tarafı kalmadı bu işin, bu başka birşey. Açlık desen, kesinlikle değil adam benden çok yiyor (o güne kadar süper bir iştah vardı). Gündüz uykularını 3 ten 2 ye düşürdük. yani bu başka bişey, bunu şimdi çözmeliyiz!!" Ben böyle çemkirince doktor bıçak kemiğe dayandı sandı, bazı ilaçlardan bahsetmeye başladı, 9 ay civarı uykusuzluğun sıkça görüldüğünü, gece uykularının azalmasının gündüz huysuzluk, düzensilik ve iştahsızlığa yol açabileceğini, birkaç gün ilaç kullanırsak düzene girebileceğinden bahsetti. Uyku çaylarına bile şiddetle karşı çıkan ben, hemen yelkenleri suya indirdim. Yok yani gündüz ddüzenimiz iyi ,iştah var, sadece gece çok sık uyanıyor filan deyince doktor da diş olabilir muayenede anlarız dedi. Nitekim hepsi kabarmış ama patlayan yok. Dedim ki geçen ay da aynı şeylerden bahsediyorduk, niye hala çıkmadı bu dişler?? 4 ay bile sürebilir, sabırlı olmak lazım dedi. Yani hala en güçlü olasılık bu. Dedim ki dişler tamamlanınca hangi mazereti bulacağız? Diş bizi 7 ay idare eder, sonra da başka mazeretler buluruz dedi:) Arcayısolgun buldu, kan testi yaptırdık, kansızlık çıktı, şimdiye kadar demir takviyesi yapmamıştık, başladık. Herşeyi yiyebiliyoruz, 1 yaşına kadar yasaklar : yumurta beyazı, bal, inek sütü. Yemek düzenimiz aynen devam. Kilo almışız (300 gr kadar) boy yarım santim uzamış, hala standartların biraz üzerindeyiz.

Böyle böyle böyle büyüyoruz.
Yarın bayram, ziyaretler, el öpmeler... mutlu bayramlar...
Artık yatayım, Arca daha şimdiden 3 defa uyandı, bu gece yine uzun olacak!!

23 Ekim 2009 Cuma

8. ayımızı tamamlarken... Balkabağı Arca

Dün İstanbuldaydım, önceki gecenin uykusuzluğuna rağmen zararsız atlattım gibi:)
Bu arada bu defa gerçekten mahvetti Arca bizi. 4 gibi uyanıp hiç uyumadı.
Ben İstanbuldayken Ümit abla ile parka gitmişler ve balkabağı tadındaki cüceyi arı sokmuş:)
Ümit abla tabii çok telaşlanmış, bilmiyoruz ki alerjisi var mı! Hemen buz ve jel sürmüş, ben geldiğimde birşeysi kalmamıştı. çok çıldırdık birbirimize, deli gibi kudurduk, özlemişiz, sanki hergün aynı saatlerde ayrılmıyormuşuz gibi:)

Artık sorgular olduğum bir doktor kontrolümüz vardı salı günü.
Hani herşey iyi gibi, gerek var mı diyordum ki, meğer grip aşısının 2. dozu verilecekmiş. Zaten Arca yolda uyudu, biz de akşamın o saati doktorla Türkiyeyi kurtaran bir sohbet yapma fırsatı bulduk. Haburdan giren PKK lı teröristlerin salıverildiğini kendisinden öğrendik, hep birlikte köpürdük, hükümetin altından girdik, muhalefetin üstünden çıktık, Arca uyandı, muayenemizi olduk:)

- öksürüğün ilaçla tedavi edilmesi gereken bir durumu yok. Burnumuzu temizlemeye devam, keçiboynuzu pekmezi faydalı birşey ama öksürüğe değil, yani medet ummanın anlamı yok. Ama ıhlamur içirilebilir.

- Hiç kilo almamışız, buna sevineceğimi hiç tahmin etmezdim. Ama artık hımbıllığın üst sınırını zorlamaktaydık. Doktor hala stokta 5 ay yetecek kilonun bulunduğunu söyledi. Ayrıca hareket, uykusuzluk, huysuzluk sebebi ile kilonun artmamasını normal karşıladı. Boyumuz 1,5 cm uzayarak 72 cm olmuş, güzel... büyüyoruz ama artık enine değil boyuna, sevindirici...

- Arca doktordan acayip tırsıyor, doktor yanından uzaklaşsa bile yandan yandan kesiyor, gardını alıyor, yaklaştı mı dudak büküyor.

- Ek gıda öykümüzü dinledi. Yediklerimizi onayladı. Ama eline havuç vermeyin, büyük parçalar koparabilir, riskli olabilir dedi. Sadece ekmek gibi ağzında ıslatabileceği şeyler vereceğiz.

- Süt stoklarımızın bittiği haberini verdik. Tamamdır artık sadece ek gıdalarla devam edebiliriz. Zaten endişeli değildim, geçişi yapıyor, dedi. Ne yalan söyleyeyim, oh çektim. Süt sağmak gerçekten yıpratıcı bir durum. Buradan 6 ay boyunca meme almayan Nile sadece pompayla sağıp veren kuzen Zühreye selam ediyorum, ablacım çok zor iş!!! Yine emeceğiz ama, onda sıkıntı yok. Ben artık günde 1 defa sağacağım, o da stok olacak, artık bi ara kullanırız. Sabah, akşam ve gece emerek süt yettiği ve olduğu sürece devam... Sağabildikçe stok... Formülümüz böyle. Bakalım sadece ek gıdalarla nasıl olacak, göreceğiz.

- Gece uyanmalarımızı, acaba gündüz çok mu uyuyor şeklinde bir soru işaretine çevirdi. Bence hayır ama belki artık 3 değil de 2 saatlik toplam uyku Arcaya yetecek olabilir. İki gündür 3 uykunun birini iptal ettik, değişen birşey yok. Bence bu tez çürür:)

- Nitekim diş kontrolü sonrası bu tez direkt çürüdü:) Gece uykusuzluklarımızın sebebi büyük olasılıkla o hain pirinç taneleri:) Bütün dişler şişmiş ve alttakiler daha önce gelebilir. Ay gelsin artık bana gına geldi!!! Sabır sabır yaaa sabır çekiyoruz İlkerle:)

Doktor kontrolümüz böyle geçti...

UNUTMADAN... Domuz gribi aşısı hakkında ne düşündüğünü sorduk. Kendisinin de 15 aylık bir kızı var. Dedi ki ben kızıma aşı yapmayacağım. Ama önlem olarak da (diğer önlemlerin yanı sıra) kızımı alışveriş merkezi ve hipermarketlere, insanların yoğunlukta olduğu kapalı mekanlara götürmeyeceğim. Aşı hakkında bildiklerim bana böyle bir karar aldırdı. Bizim de içimize sinmiyordu zaten, konu kapandı.

Arca cücesi napıyor? Bakalım bakalım:

- elindeki aynada kendini öpüyor, sanırım narsist olacağız:)
- en sevdiğimiz oyuncaklar panda ve zuzu, hayvanları seviyoruz.
- oyuncağını alıp "benim olsun" deyince acayip sinirleniyor, paylaşma duygumuz pek yok ama benimseme olayı güzel. (çocuğuna toz konduramayan anne tesellisi)
- suya "bu" diyor!!
- "gel gel" öğrendik... tembeliz ya oyuncak uzağa gidince almaya kasmıyoruz "geh geh" demek suretiyle yanımza çağırıyoruz.
- tüm bunlara rağmen Ümit abla Arcanın geç konuşacağını düşünüyor. Aklıma Özgür annenin bir postu geldi, Einstein da 4 yaşına kadar konuşmamış:)))
- uykudan uyanınca masaja bayılıyor, ve öncesinde, ve ne zaman istersek... anasına çekmiş, illa ellenecek:)
- birlikte karşılıklı oturuyoruz, hooop kolları açıp sarılıyor.. böyle bir duygu tatmış olmak imkansız. defalarca yapıyoruz ve hep aynı mutluluk, etkisi hiç geçmiyor.
- emeklemeye niyet yok. hani olsa sanki becerecek o göbekle:)) hemen hergün idman yapıyoruz, ııhh olmayacak, bizimki oturan boğa!!
- ama ellerini tuttun mu hop ayağa kalkmaya çalışıyor, koltuk kenarında sıralıyor, yardımla koltuğa tırmanıyor. Belki emeklemeden yürüyecek, bilinmez. Ama emeklese de yürüse de öyle kısa vade görünmüyor.
- bazen yemek konusunda kendini aşıyor. geçen akşam 3 kase et sulu tarhana çorbası yedi, hem de 2 memeyi hüplettikten hemen sonra:) bazen imkan yok ağzını açmıyor hem de 1 gün önce yediği yemeğe!! İlginç ...
- kaç kaç oyununa bayılıyor. Şöyle ki... İlker kucağına alıyor, ben arkalarından yakalarmış gibi yapıyorum, bütün evi bu şekilde koşturuyoruz, kahkahalardan katılıyor.
- Oyun istiyorsa illa ki hissettiriyor, bakıyor, tahrik ediyor, ne yapıp edip kendisi ile oynamanı sağlıyor.

daha kimbilir neler var da unutuyor insan...

oooh bugün cuma, yarın buluşma, haftasonu ooooh ne ala

24 Eylül 2009 Perşembe

7. ay kontrolü - nasılız?

Bugün tam 7. ayımızı doldurduk, 8. ayımıza giriyoruz.

Bayram öncesi doktor randevumuz vardı.
Önce özetler...
- kahvaltıya başlıyoruz. Yine önce anne sütü üstüne yumurta sarısı, labne peyniri, anne sütü, bebe bisküvisi karışımı. İlk yediğinde hasta olmuştu, sonraki 3 gün yediremedim:(
- anne sütü öncelikli bunu değiştirmiyoruz. Yine ek gıda kıvamındayız. Stoklar bitiyor diyorum, bitsin o zaman bakarız diyor doktor. İlginç kişilik, ne diyeyim.
- akşam yemeklerinde yoğurdu kaldırıp kendi yemeklerimizden tattıracağız.
- balıkla etlere başlıyoruz. Et tavuk daha sonra ama sularından yemeklerine katıyoruz. Tavuk sulu tarhanaya hasta oldu, yalana yalana yedi.
- Grip aşımızı ailecek olduk, Ümit ablamız da dahil
- bacak ve kol içlerindeki lekeleri gösterdik. Mantar filan değilmiş allahtan, deride böyle değişimler olabilir dedi. Zaten ten rengi biraz açılıyor.
- Kilomuz 10.150 gr (550 gr almışız - normalin yaklaşık 2,5 kilo fazlası var) boyumuz 70,5 cm (2 cm uzamışız) olmuş. Büyüyoruz:)
- üst ön dişlerden biri çıktı diye haber verdik, yanındaki de çıkıyor diye müjdeledi. Haftasonu iyice patlattı zaten artık 4 dişimiz var. Köpek dişleri yolda.
- Arca bu defa çok ağladı nedense... hep kucağımda muayene oldu.
- az biraz konaklar oluşmuş başımızda, yenidoğanken olmamıştı, hayret.

Doktordan çıkınca iftar saatine denk geldik, hadi dedik Alsancakta yiyelim vakit geçsin. Cıvıl cıvıl Alsancakın göbeğinde yemek iyi geldi. Arca biz yemek yemeğe başlayınca mızıldanmaya başladı, beyefendinin yanında yemek yemiceksin gıcık oluyor. Sonra etraftan "yazık karnı aç galiba, biraz yediklerinizden verin bari" diye akıl veren çok oluyor. Arcayla birlikteyken sokakta dondurma bile yiyemiyorsun, yalanıp duruyor, sanki aç bırakıyoruz cüceyi:))

Araya bir Arca fotosu...

Şimdi devam edelim.
Peki biz nasılız?
- konuşmaya başladık. sürekli tek heceli sesler çıkarıyoruz. bence ciddi ciddi anne diyor ama İlker gıcık oluyor. Maaile Arcaya bababbababa dedirtmeye çalışıyor. Arada çıkarıyor, haksızlık etmemek lazım. Ben uyuturken hep kulağına anne dediğim için (acayip pislğim yaaa) çoğu bebeğin aksine önce anne diyecek MUHAAA (burada kötü adam Erol Taş gülüşü)
- Bu konuşmalardan herkes kendine pay çıkarıyor. birkaç defa anneaanee filan deyince anane diyor diye annem, babababa zorlamalarından ilker, abababa deyince Duru... Hatta babam dede dediğini bile iddia eder oldu. Yeni eğlencemiz bu!
- Şınav çekiyoruz, emeklemeye kasıyoruz ama maalesef göbüş ağır geliyor. Daha en az 2 ayımız var bence. ama ulaşmak istediği oyuncağı nolursa olsun alıyor. Mesela yatakta debelendi ulaşamadı mı çarşafı çekip oyuncağı yanına getiriyor. Uzanamıyor mu basıyor yaygarayı sana getirtiyor.
- İlk defa kabız olduk, galiba ek gıdalardan yoksa hemen her bezimiz kakalı çıkardı. Ve olaylı gecenin ardından Nazlılara ve her daim kabız Cansunun huysuzluğuna hak verdik. İnsan başına gelmeden bilemiyor.
- Sütü azalttık gibi, gündüzleri 190 cc içerken 130 cc lere düşürmüş. Böyle böyle emme olayını bitirecek herhalde.
- Kitap olayına hastayız, ciddi ciddi okuyoruz.
- ceeler en sevdiğimiz
- Yemeklere ilgi günden güne değişiyor, tarhana seviyoruz, şehriye çorbası, sebze çorbası hep götürüyoruz da bazen birkaç kaşıkla bıraktığı oluyor. Ses etmiyoruz, nasılsa stoklu çalışıyoruz, sorun yok.
- Kısacası lezzetli olduğu sürece itirazımız yoksa, bu sebepten önce ben tadıyorum güzelse veriyorum.
- Discovery Channel belgesellerini aratmayan sahnelere şahit oluyoruz. Arcanın emeklemeyi teşvik etmesi için Papsi adında bir köpeği var. Onu bir aslanın ceylanı avladığı gibi yakalıyor, boynundan tutup yan çeviriyor, önce biraz boyun kulak tadına bakıyor, sonra poposundan ısırıyor, en sonunda tıtıklı ayaklarını keyifle kemirmek suretiyle dişlerini kaşıyor.
- Yatakta dönmeye çalışıyor, bu sebepten uyanıp duruyor. Hep yüzüstü yatmak istiyor, ben hala korkuyorum ama yüzüstü yattı mı da çok rahat uyuyor.
- Baharlıklarımızı çıkardık, eksiklerimizi belirledik, bu aralar bir alışveriş yapacak gibiyiz.
- Ayak fetişisti olduğundan şüpheleniyorum sürekli gözleri ayaklarda.
- Artık farklı ortamlarda uyumaya alıştı. Babanenin evi, Zeynepler, ilknurlar... Hiç yadırdamıyor.
- Isırılmaya bayılıyor. İlkerle oynarken ısırsın diye göbeğini açıyor.
- Herkese değil ama yabancılama var. Kızlar ve de sarışınlar tercihimiz, erkeklere genelde dudak bükmenin ardından kopan yaygarayla tepki veriyoruz.
- Somon balığı yedirmeye çalıştık. Bu ne ya şeklinde yaklaştı. Bir de Ümit abla deneyecek.
- Artık hep oturuyor, desteksiz. öyle sağa sola devrilme yok. Böylece çok rahat oynayabiliyoruz.
- Top oynamayı seviyoruz, ne de olsa oğlan çocuğu, ver topu dünyayı unutsun.
İşte böyle... büyüyoruz...

23 Ağustos 2009 Pazar

Ek gıdalara geçtik - 6. ay doktor kontrolü

Perşembe bebekli misafirlerimiz geldi, cuma ben işe gittim:( öğlen ilker aradı, misafirlerle birlikte Agoraya gitmişler, 3 yetişkin 2 bebek ve 2 bebek arabası arabaya zor sığdırmışlar, iş çıkışı direkt buraya gel dedi. Arabaları bölüşüp eve uğradık, kısa bir emme molası ve hazırlanmanın ardından Alsancak a indik. Misafirleri Sevinç in önünde bırakıp biz doktor kontrolüne gittik. Katı gıdalara geçeceğiz ya nasıl heyecanlıyız, İlkerle soracağımız soruları birbirimize tekrar ediyoruz. Doktorun bizi 20 dakika geç alası tuttu. Neyse bu ay kilomuz durmuş Eh biliyorduk zaten, artık zırt pırt olmasa da haftada bir tartıyoruz hala.
kilo: 9600 gr (hala kiloluyuz ama bu ay az almışız)
boyumuz : 68,5 cm (1 cm uzamış)

öyle hareketlendik ki yine 1 kio kadar alsaydık yuh diyecektim:) Benim yeme düzenimde değişiklik yok, hatta daha fazla yiyorum, Arca aynı emiyor, ama pek çoklarının dediği gibi 6. ay itibariyle kilo alım hızı düşüyor, bence anne sütü ne kadar besleyici hatta benimki gibi şişirici olursa olsun artık bebeğe yetmiyor. Bu sebeple katı gıdalara geçilmesi kadar doğal birşey yok.

Bu arada bazı sorular soruldu yine:
Bir nesneyi bir elinden diğerine geçiriyor mu?
elinden bıraktığı bir nesneye uzanmaya çalışıyor mu?
döndüğünde elini kurtarıyor mu?
elleri ile ayak parmaklarını tutuyor mu?
Kağıt buruşturuyor mu?
Yabancılama başladı mı?

Hepsine EVET!! Hadi katılara geçelim:)

Aslında bu kontrol bazı açılardan benim için hayal kırıklığı oldu. Çünkü katı gıdalara geçmekle bazı anne sütü öğünlerimizi atlayacağımızı sanıyordum. Evet Tuğçe anlatmıştı, anne sütü aynen devam sadece gıda eklemesi oluyor diye ama hani artık 6 ay bitmiş oluyor ya ben nedense kendimi öğün atlamaya odaklamışım.

Kısaca;
sabah emiyoruz,
ara öğünde yine emiyoruz üzerine ek gıda
öğlen emiyoruz
ara öğünde yine emiyoruz üzerine ek gıda
akşam emiyoruz
ara öğünde yine emiyoruz üzerine ek gıda

Yani emmek bitmiyor, ek gıdalar ekleniyor, öğün filan diil. Ben sabırsız kulum ya çocuğa yumurta yedirecem:)
Ek gıda olarak ilk etapta yoğurt yiyoruz. İlk gün kaşığın ucu ile, ikinci gün her öğün 1 kaşık, üçüncü gün istediği kadar. Sonra başka bir gıdaya geçebiliriz. Malum alerji tepki kontrolü.

Doktor yemek listesi vermedi. (kuzucuğum bu sebepten sana yazamadım:() Amaç herşeyden yedirmek, 1 yaşı itibariyle bizim yemek düzenimize ve adabımıza uyan bir çocuk yetiştirmek. Çorba tarifi vermesini beklemiyordum ama ne biliim insan bi bilgi yüklemesi bekliyor.
İlginçtir daninolara karşı değil hatta çalışan insanlar için destekliyor. Kesinlikle doğal niye yoğurt mayalamaya kasacaksınız görüşünde. Ümit abla yoğurt yapabiliyor, arada ev yapımı, arada danino, neden olmasın? Anne sütü ile yoğurt yapalım mı? isterseniz peynir yapın DA gerek var mı?
Vitaminleri gitmesin diye cam rende olayına da çok hevesli değil, hergün multi vitamin veriyoruz, az biraz vitamin kaybı için kendinizi yıpratmayın diyor. Burada amaç bebek için öncelikle protein!!! Laf aramızda ben cam rende olayına gireceğim:)
Bu arada anne sütleri ne alemde dedi, biz dedik ki artıyor stoklar. Çüş!! oldu doktorcum, dedik bizim mandıra iyi çalışıyor, epey güldü, adamın cuma neşesi olduk:) Nasıl oluyor diye açıkça sordu. Gece emmeyince sabah memeler kafam kadar oluyor, sağmasan ayrı dert, dolayısı ile sağmaya üşenmeyince çıkıyor bişeyler. Ama işe tam zamanlı başlıyorum yani Allahın emri süt stokları azalacak, bir resimleyelim de arşivimizde olsun, bir daha bu kadar yüklü stoğumuz olmayacak:) Doktorumuz, stoklar tükeninceye kadar anne sütüne devam, bitnce başımızın çaresine bakarız görüşünde.

Yine rotavirüs aşımızı olduk, hatta Arca öyle yaladı yuttu ki aşıyı, doktor korkmayın işiniz kolay olacak, sadece biraz sabır diyerekten uğurladı bizi, haftaya sebze çorbaları için telefonla konuşuyoruz, yavaş yavaş adım adım...

Efendim ek gıda yoğurt için plan hazırladık:
Ben 11 öğünü için Arcayı emziriyorum, bu arada İlker mama sandalyesini ve kamerayı ayarlıyor, Umuta anlatıyor. Sonra "kaşığın ucu ile" veriyoruz. Hadi bakalım.
Arca yüzünü buruşturdu. Bu ne yaaa? dedi. Eğer geçen post ve tecrübeli annelerin uyarıları olmasa epey hayal kırıklığına uğrardım. Yoğurdu iştahla yemedi. Ama püstkürtme, kusma, öğürme de yapmadı. Arada yüzünü ekşiterek yalandı. Yani hem yiyor hem ıııy yapıyor, çok komikti:) Video çektik ama çok uzun olunca buraya ekleyemedim, onun yerine bir foto ile postumuzu noktalayalım. Arcanın diğer ilkleri pek yakında burada:)


Not : Tuğçenin ve Tekirin önerdiği Chicco Polly Magic ısmarlamamış olmamıza rağmen sadece Polly de karar kıldık, çünkü artık 6. ayı geçti ve polly daha geniş gibi geldi. Şimdilik memnunuz, Arca rahat oturdu, sevdi.

28 Temmuz 2009 Salı

Son bir hafta - 5. ay doktor kontrolü

Buralara uğrayamamıştım epeydir. Sebep?
1. Çok yoğun işlerim, geleceğinden şüphe ettiğim işimde debelenip duruyorum. Yeni birşeyler peşindeyim ama sanki yine elim boş kalacak. Neyse... Yarım gün işlere yetmiyor, hiçbir şey yetişmiyor. Hata biraz da ben de, herşeyi yetiştirebilecekmişim gibi geliyor ama fiziksel olarak mümkün değil. Neyse... sadece işler can sıkıyor.
2. Cuma günübirlik İstanbul seyahati çıktı. Perşembe ofisten bile geç çıktım, cuma tüm gün yoktum, Arcayı çok çok özledim.
3. ADSL bakımdaydı, evden nete bağlanamadım.

Efendim bizim İlkerin işler de hiç iyi değil, inşaatı bitirdi ama kriz fena vurdu, ev filan satamıyoruz, keyifsiz... Üstelik sürekli birşeyler ters gidiyor. Güzide büyüklerimizden denizin üzerinden geç bütün gudubetliğini atarsın tavsiyesi üzerine ailecek arabalı feribotla Bostanlıya geçmeye karar verdik, sevdiğimiz dostları da aldık yanımıza doğru denize. Bostanlı iskelede bir cafe de birşeyler içtik, sonra yine feribotla döndük. Arca hiç arıza çıkarmadı sağolsun, hep etrafa bakındı, uyudu, uyandı... Ama bizim gudubetliğin bizi pek terkedeceği yok bu aralar...

Geçen hafta bir hadise var ki illa ki yazmalı!! Tehlikeli kadınım ben, yada çok yorgunum bilmiyorum zaten hatırlamıyorum da... Arca birgün çok huysuzdu, gece yatakta pışpışlamak işe yaramadı, yani en son bu sahneyi hatırlıyorum bir de tuvalete acilen gitmem gerektiğini. 1 saat kadar sonra gözlerimi açtığımda İlker Arca ben şeklinde bizim yatakta yatıyorduk. Aman Allahım!!! Galiba sabahları yaptığım gibi tuvalete giderken Arcayı babanın yanına koydum, sonra da kendimi, böylece uyumuşuz! Bilmiyorum tehlikeliyim ben çocuğu ezsek haberim olmayacak. Hemen yatağına koydum, Allahtan uyudu sabaha kadar.

Bu arada Arca ikinci dişini çıkardı. Şimdi altta iki ön diş gülünce çok sevimli görünüyor:)

Cuma günü doktor kontrolümüzü benim seyahat yüzünden iptal etmek zorunda kaldık.
Haftasonu hava sıcaklığının 40 dereceye yaklaşacağını duyunca aman dedim kaçalım yazlığa. Hatta muhteşem kocam cuma gecesi geldiğimde eşyaları hemencecik toplayıp beni ve Arcayı yazlığa götürmeyi bile teklif etti. Önce atladım, ama sonra vazgeçtim. Zaten 2 gündür Arcayı göremiyordum, cumartesi akşama kadar birebir vakit geçirelim istedim. İyi de oldu, evi topladım biraz. Pazartesi temizliğe hazır oldu. Biraz ütü, biraz çamaşır, çokça Arca... Allahım nefis bir gündü. Beraber markete gittik, sıcaktan mahvolmuş minik bedenini serin sularda rahatlattık, cıbıl cıbıl anne baba yatağında çoştuk. Akşam yazlığa gittik ki orası daha sıcak!! Hatta bir ara eve dönmeyi bile düşündüm.

Pazar sabah Arcada ufaktan bir ishal belirtisi gördük, takibe aldık, sonraki kakalar normal gibiydi. Çok sıcak olmasına rağmen denize sokmamaya karar verdik. Ama biz İlkerle sabahın köründe derin sulara kulaç attık, acayip keyifliydi. Akşama kadar Durunun gereksiz ve abartılı sevgi gösterilerinden Arcayı bırak, biz bile sıkıldık. Buna bir çözüm olmalı!! Ablamın 7 yaşındaki kızı şimdiye kadar 3 ailenin tek kızı ve sevileniydi. Arca ortaya çıkınca kendini ikinci plana atılmış hissediyor. Arcaya zarar vermiyor belki ama anne babasını da kesinlikle Arcaya yaklaştırmıyor, sürekli Arcayla kendisi ilgilenmeye çalışıyor, sürekli öpüyor, gereksiz bir sevgi gösterisi, belki kendince kıskançlığını kamufle yöntemi geliştirdi, bilemiyorum ama işimiz zor. En son akşam artık eve dönerken Arcayı arabaya koyduk hala kapıyı açıp öpmeye çalışıyordu, tabii ters tepmesin diye annemler de göz yumuyor, iş iyice çığırından çıkıyor. Neyse en iyisi bir teyze-yeğen konuşması yapmak, böyle olmuyor. 7 yaşında bir çocuğun daha olgun olması gerekmez mi? ben mi çok şey bekliyorum?

Gece Arca 1 defa uyandı, su içti uyudu. Sabah yine 7 gibi kalktı, emzirirken ateş farkettim. İlkerle ölçtük 37,5. Sonra Ümit abla geldi, ateşi var dedi, ölçtük ama hadi bi daha ölçelim dedik, 38!! Ben çıktım mecburen, Ümit abla her 20 dk da bir ölçtü, en son 38,3 ü görünce beni aradı, şurup verelim, duş yaptıralım dedim, ateş düşmüş rahat uyumuş. Eve geldiğimde bi daha ölçtük, şurubun etkisi geçer gibi olmuş herhalde yine 38 e yakındı. Doktora gideceğimiz için başka ilaç vermedik.

Doktora gittiğimizde yanıyordu, ölçtük 38,3. Dişten mi acaba dedik ama doktor enfeksiyon olabilir dedi. İshal çok olmasa da var, bu da keyifsiz bi durum. Fitil verdi, kontrol etmemizi söyledi. Eve geldiğimizde ateş 38,9 olmuştu!! Duş aldırdık, fitil kullandık, uyudu ama bir ara tekrar ölçtük yine artmış. Bu durum için ilave bir şurup vermişti, içirdik, şimdi yine düştü gibi. Bu gece artık bize uyku yok, sürekli tetikteyiz.

Şimdi biraz da güzel şeylerden bahsedelim.
Doktor Arcayı görünce yine şok oldu!!!
Kilo: 9360 gr (1 ayda yaklaşık 1 kilo almış - doğum kilosuna göre 6700 gr olması bekleniyormuş)
boy: 67,5 cm (standartmış, bize kilolu olduğundan güdük geliyor)
baş: 45 cm

O ateşe rağmen önce doktora gülücükler ama sonra muayenede yaygara!!
Doktorumuz süt stoklarımızı sordu, normalde 4. aydan itibaren başlatıyormuş ama süt stoklarımızın artttığını duyunca ek gıdaları 1 ay daha erteledi, daha fazla şişirmeyelim dedi. Halbuki hep ek gıdaya çalışmıştık, sorularımız hazırdı. Neyse yeni deneyimler 1 ay sonraya kaldı, süte devam.

2 diş çıkardığını duyunca şok oldu, kendi 15 aylık kızının henüz 2 dişi varmış:)

Demir takviyesi için bişey söyleyemedi çünkü ateş, dolayısı ile enfeksiyon riski var.
Zaten ateş devam ederse çarşamba yine götüreceğiz.
Gece uykularının uzadığını duyunca gündüz emmelerini 4 saate çıkarmamızı tavsiye etmedi. Hatta 2,5 saate bile düşürebilirsiniz dedi. 5. aydan sonra gece uyanmaları sık olabilir diye uyardı.
Banyo için oturak tavsiye eder mi, yok 2 kişi yıkayın dedi.
Bazı günler hemen her bezi kakalı oluyor dediki sümüksü, balgamlı gibi bir kaka olmadığı sürece çok kaka yapmasının ishal anlamına gelmeyeceğini söyledi.
Hafiften ek gıda sohbeti yaptık. Bamya da yemesin kastırmamak lazım çocukları deyince İlkerden yine artı puan aldı. Olur mu ya ben benim gibi sebzeci olsun istiyorum. Tabi benim istememle olmuyor. Bakalım nasıl bir damak tadı olacak:)

İşte böyle... Ateş can sıkıcı, öenmli bir sıkıntı olmamasına duacıyım, biraz da kafamı dağıtayım diye böyle uzun uzun yazdım, şimdi tekrar ölçüp biraz yatacağım...
Şimdi Arcadan bir sabah şekeri pozu...

27 Haziran 2009 Cumartesi

4. ay Kontrolü ve daha neler

Çarşamba İstanbuldaydım, İŞ!! stratejik planlar filan... en fenası hem sabah hem de akşam uçak rötarıydı. Özellikle akşam feciydi. 2 defa süt sağabildim, buzdolabına attım ama benim termos çanta 4 saat koruyabiliyor, ucu ucuna buzluğa koymaya yetiştirebildim. Arca uyumuştu ben geldiğimde, rüya öğününde buluştuk. O uyurken komşuya kaçtık. Annem ahşap boyama tepsiler yapıp satıyor, bparasını gittiğin kursun yardıma muhtaç kız öğrencilerine veriyor. Yol parası, kılık kıyafet olsun diye. Bende tepsi çok olunca son aldığımı Nazlıya hediye ettim, çok beğendiler.

Perşembe doktor kontrolü...
kilo : 8430 gr
Boy : 64 cm
başçevresi : 44 cm
Evet biraz şişkoyuz... Doktor vücudundaki deri artık kilolara yetmeyecek deri değiştireceksin dedi Arcaya.
Sonra anne sütü rezervlerini sordu, dedik ki var, kenarda duruyor, hergün biberondan aldığını işte sağdıklarımla tamamlıyoruz. O zaman rezervleriniz, sütünüz azaldığı zaman ek gıdalara geçelim, şimdilik bozmayalım. Hmm biraz heyecanlıydık yani meyva filan tattıralım istiyorduk ama bi süre daha süt göbeğine devam.
elleryle birşeyler yakalıyor mu...
ellerini önünde kavuşturuyor mu
uzanıyor mu
gülüyor mu
ses çıkarıyor mu
farklı tepkiler veriyor mu
üstündekileri çekiştiriyor mu
herşeyi ağzına götürüyor mu
.....
hepsine kocaman evet. Tamam o zaman gelişim testinden geçti!!!
beslenme durumları soruldu, düzenli olması iyi, öyle geceleri çok beslemeye gerek yok, o açlıktan uyanmıyordur, alışkanlıktır dendi. Bundan sonra 8 yerine 6 öğüne kayacak, tamam!!!
Diş mineleri için (tabii ki dişi yok daha:))) suyuna florür tableti atılacak ve su artık biberondan verilecek. (ben hiç biberonla bişey içirmemiştim, pek acemilik çektim:))
Denize girebilir, hava akımlarından koruyun, havuza da erken saatlerde sokun ama çocuk havuzunda sakınca yok tabii.
Rotavirüs aşımızı olduk, vitaminler yazıldı, bi sonraki randevu alındı.
Kısacası bizim velet iyi, sağlıklı, dombili, keyifli...
Derken gece uyutmakta zorlanınca şom ağzımı açtım yine diye kendime kızdım.

Çok çok yoğun bir cumanın ardından sızlayan sişimi dişçiye götürdük. Hep bu emzirme dönemlerinde diş kayuıplanı duymuştum bi de apse yapmasın antibiyotikle uğraşmayayım dedim. Dişçi İbrahim amca "ya senin ağzın hayatımda gördüğüm en iyi ağızlarda biri nasıl çürüğün var hayret" dedi, nitekim bişey yokmuş, yani dolgu yapacak kadar beter diilmiş. Ama dişlerime eski önemi göstemediğimi çaktı. Gerçekten kendimden uzaklaştım 4 aydır. Dolgu İlkere kısmetmiş:) Sonra Alsancakta gezdik biraz. İlker Gazi İlkokulunun önündeki banklarda muhteşem bir lezzetle tanıştırdı beni. Cheesebrowni. Paket yaptırmıştık, dayanamayıp oracıkta yedik. Hani nefis, lezzetli gibi sıfatlar sönük kalıyor, anlatmaya kelimeler yetmez. Bu kadar olmaz ki kardeşim. Akşam Zeyneplere götüreceğimiz parçalardan biraz eve ayırdım itiraf ediyorum. Hatta uzun bir uykuya yatırma sürecinin ödülü olarak az önce bir dilim mideye indi. Dün akşam evlenmelerine vesile olduğumuz arkadaşlarımız Tufan ve Zeynepte yemeğe davetliydik. İlk defa Arcayı böyle bir olaya dahil ettik ve akşam uykusuna kendi yatağından başka bir yerde yatırdık. Uyutma kısmı çok sorunlu diildi de zırt pırt uyandı, yerini yadırgadı, 12 gibi kaptık eve getirdik cüceyi.
Az önce misler gibi giyinmiş, karnımız doyurmuş olarak sakin AVM ziyareti yapacakken asansörün bozulduğunu uzun süre de tamir olmayacağını öğrenince gitmekten vazgeçtik. Malum 8. kat ve Arca 8 kilodan fazla, İlker bile zor taşıyor ben ölürdüm herhalde:)
Pazartesi izin aldım, yazlığa gidiyoruz, Zühre ablamla da fazla vakit geçirememiştik geçen hafta, hem bu hafta ablamlar olmayacağı için daha sakin, Arcayı yine havuza sokar, güneşlendiririz.
Herkese iyi haftasonları, hayırlı işler, bol güneşler...

25 Mayıs 2009 Pazartesi

3. ay kontrolü


İlkerin şantiye fıskiyelerinin boruları patlayınca ve benim araba da henüz servisten çıkmayınca Ümit ablayla ve de taksiyle gittik kontrolümüze.
Bir soyduk ki Arcayı, bam!! yemyeşil bir kaka, sabahtan beri 2 kaka yaptı ama normaldi, nasıl oldu bu??? Doktor da gördü, ishal durumları var galiba dedi. Dün gece çığlıklar içinde uyanınca üstündekileri azaltmıştım, üşüttü mü acaba oldum, bir takip edelim konuşalım tekrar diye anlaştık. Bu kötü haber...
Sonra doktor amcamız "akşam babanız size bi kutu çikolata getirsin" dedi. Bizim düdük 7070 gr olmuş.Standartı 5,5 kilo:) Anne sütü ile alınmış kilolar olduğu için müdahale yok!!! Ne yapıyorsanız aynen devam dedi. Çalışmaya başlandığında - benim gibi parttime bile olsa - stres sebebi ile sütün azalması gerçeğine hazırlıklı olmamız için uyardı. Eğer kilo alım hızında ufaktan azalma olursa önümüzdeki ay azar azar birşeyler tattırmaya başlayabiliriz. Hız aynı şekilde devam ederse dokunmadan süte devam. Ama boyumuz kilo kadar acayip artış göstermemiş - 60,5 cm. Ortalamayı yakalamışız.
Klima taktırmayı düşünüyoruz???... evet olabilir ama yatağa direkt üflemeyecek.
TV ye ilgi duymaya başladı, kıl oluyoruz???... Hayatımızdan çıkaramayız, dozunu ayarlayacağız, bütün gün TV başında durmayacak, sizinle iletişim halinde iken TV açık olsa da onu çok etkilemez.
Kalça ultrasonuna hala ihtiyaç görmüyorum, önümüzdeki ay tekrar kontrol eder bakarız.
Uzun gece uykuları 1-2 hafta sonra uzamaya başlayabilir.(bu aralar acıkmasa da aynı saatte kalkma alışkanlığı başladı da)
Birşeyleri kavramaya başlaması biraz zaman alabilir.
Emme süreleri 3 saat, ara sıra 4 saati zorluyoruz, dayanabiliyor. Geceler biraz daha uzun, 4,5 saat bile oluyor kimi zaman.
.....
İşte böyle... Şimdilik herşey normal görünüyor.
Yarın işbaşı, bakalım yeni düzenimize nasıl adapte olacağız?

27 Nisan 2009 Pazartesi

2. Ay Kontrolünün ardından haftasonu


Perşembe akşamı itibariyle Arcanın gözünde bir akıntı, gece iyice çapaklanmaya dönüştü. Sonrasında sabah çarşafa kadar akmaya ve gözü iyice kapatmaya vardırdı. Uyandığında iyice kurumasın diye kaynatılmış ılıtılmış suyundan pamukla temizledim ama sabah uykusunda yine oldu. Telaşlandım ama öğleden sonra doktor kontrolü var, beklemeye aldım.
Öğlen İlker geldi, bir telefon, komşumuz Umut, Nazlının suyu gelmiş, acilen sezeryana almışlar. Müthiş bir sürpriz. Bizim doktor hastanenin köşesi,karar verdik, ziyaret edeceğiz güzelleri.
Doktor, göz çapaklanmasının 2 sebebi olabileceğini söyledi, enfeksiyon ve kanal tıkanıklığı. Damla yazdı ama öncelikle burna masaj yapın, geçmezse kullanın dedi. Arca emerken ben hep küçük parmağımla masaj yaptım ve GEÇTİ :))) Demek ki kanal tıkanıklığıymış.
Boy: 58 cm kilo: 5380 gr
Arca b.kunu çıkartmış!! kilonun 4800 olması bekleniyormuş. Bizim tosun bir ayda 1700 gr almış. Doktor bebeğin gelişimi çok güzel ama illa ki kilo alması iyi bakılıyor anlamına gelmez, lütfen bununla eşdeğer tutmayın dedi. Olsun annelik içgüdüsü, insan bebişi tosun olunca seviniyor.
Süt sağmamızı önerdi, geceleri tavsiye etti, zira Arca gündüzleri uyumuyor, uyusa da ne zaman kalkar belli olmuyor.
Aşılardan bahsetti, bu hafta sağlık ocağında yaptırıyoruz. Sonra kalça ultrasonunu istemiyorum çünkü mükemmele yakın, gerek yok dedi, oh çektik:)
Yalnız emzik konusunda kendisi ile anlaşamıyoruz. Ben sakınca görmüyorum, çünkü Arca zaten pek düşkün değil, hem istediğimiz zaman bıraktırabiliriz. Ama doktorumuz elini emsin daha iyi diyor, damak açısından. Ben de 5 yaşına gelmiş hala parmak emen velet görüntüsünden hazzetmiyorum, hadi emziğkten kurtarılabiliyor, parmak onun, nasıl vazgeçireceğiz?
Ayrıca Arcanın 4 aydan itibaren artık kendi odasında yatmasını tavsiye etti. Sonra mekan farkındalığı ile ayırınca terkedilmişlik hissi oluyormuş.
Ümit ablayı da yanımızda götürmüştük, ona da kartını verdi, birşey olursa beni ara, anneyi hemen bulaştırma dedi. Arcayı Nazlının bebeğini görmeye götürmemizi istemedi, hastane mikropları belli olmaz dedi. Biz İlkerle çiçeğimizi alıp hastaneye giderken Ümit abla da Arca ile takıldı.
Nazlının bebeği o kadar güzel ki, tam bir kız bebek:) kıpkırmızı dudakları ve çim adam saçları var. Aynı Arca boyutlarında doğdu, aralarında tam 2 ay! Çok kalabalıktı, fazla kalmadık, nasılsa eve geldiklerinde göreceğiz dedik.
Akşam bir memeden emen Arca pek tok göründü gözüme, hadi dedim ikinciyi sağalım, saklayalım, 2 saat sonra emziririz tekrar. hay demez olaydım, 1 saat sonra velet olayı naldı bastı yaygarayı. Aç çocuk nasıl ağlarmış ilk defa o gün gördüm ve dedim ki bizi çocuk hiç aç kalmamış!! Biberonumuz da yok, kaşıkla sağdığımız sütü içirelim dedik. Kaşığı tıkınca susuyor, çıkarınca yaygara! Çaresizlik öyle zor ki. Sonunda emmeden rahatlamayacak dedim dayadım memeye, Allahtan süt gelmiş de Arca sakinleşti.
Biberon alasıya kadar sağmamaya karar verdik.
Cumartesi ablamlar gelecekti, onlara kek, Nazlılara da börek yapayım dedim, ne de olsa zamanından önce geldi bebek, hazırlıksızdırlar. Bütün gün uyumadı Arca, delirtti beni. Hava da soğuk, AVM ler tıklım tıkış, çıkılmaz. Ana kucağının rüzgarlığını taktık attık balkona. Biraz uyudu ama ben acayip gerildim. Bu arada ikinci çocuk yapılmaz, bunu anladım, Ablamın kızı Duru 7 yaşında ve çok usludur ama o gün "aman Duru ses yapma aman yavaş konuş" diye çocuğun da psikolojisini bozduk. Ablamla ikinci çocuğa hayır kararı aldık:) Akşamüstü annemler de geldi, benim çıldırmama güldüler, boşver uyumasın bak sağlıklı takma, sen de uyumazdın diye teselli ettiler. Şimdi ben de öyle diyorum ama yemek yemeyi bile unuttuğun anlar olduğunda insan çıldırıyor.
Çok yorgun bir cumartesinin ardından pazar sabah Arcayı uyutamayınca İlkere devredip yattım, onlar da gevrek almışlar, kahvaltı hazırlamışlar. Sonra birlikte Agoraya gittik, AVM lerin sabah sessizliğine bayılıyorum.
Önce Next'e uğradık. Artık tulumlar küçük geliyor. İlkerin burdan aldığı tulumlar çok rahattı. Ben alt üst takım sevmediğime karar verdim. Hem boyutlar da bir garip, geniş ve kısa. Bence tulum gibisi yok. Ama Nextinkilerle rahat etti Arca, örneğin Aziz Bebeyi giyemedi, o kadar geniş ve kısa ki, Arca yarasaya benzedi, galiba bıdır ve tombik veletler için yapılıyor:)
Sonra Joker mağazasından Avent biberon ve emzik aldık. Emzikleri 2 ay da bir değiştirmek lazımmış. Alt açma minderi en pahalı olarak Jokerdeydi (44 YTL) , bir türlü o parayı vermek içime sinmiyordu ama Arca çok hareketli, şifonyerin üzerinden düşecek gibi. Sonunda hep İlkerin lafına geliyorum ben. O kadar ısrar etti, aldırmamıştım, gittim aldım!! Ama çok memnunum, minderin üzerine bırakıp gidebiliyorum. Arcanın uyumasını fırsat bilerek kahve bile içtik, manav alışverişi yaptık, hatta eve döndüğümüzde artık giymediği kıyafetleri ayırıp çekmeceyi tekrar düzenledik. Evi toparladık, yeni aldığımız tulumları yıkadık. Hatta yemek bile yaptım, inanılmaz!!!
İşte böyle, hala iniş çıkışlarla Arca ile hayat devam ediyor... Kendisi uyanmak üzere, şimdi koklaşma vakti...
NOT: foto geçen haftadan, bugün öyle hareketliydi ki düzgün bir kare yakalayamadım.

25 Mart 2009 Çarşamba

1. Ay kontrolü


Dün Arcanın 1. ayı doldu. İnanılır gibi değil!! Çok doktor aradım. Sevgili Hülyanın Tunayı götürdüğü kliniği duymuştum ama prof un pek ilgili olmadığından da haberim vardı. Bizim işyerinde 2 yaşında çocuğu olan arkadaşım geldi aklıma, kendisinden sünnet kliniği önerisi de almış, memnun kalmıştım. Kafamıza uyan tarzda (prof olmasın, genç, çocuğu olsun, şefkatli ve deli gibi sorularımıza sabırla cevap versin...) bir doktor olduğu izlenimi uyanınca hadi dedik götürelim.
Hakikaten iyi bir doktor çıktı, yani ilk izlenimimiz böyle. 10 aylık bebeği varmış. Çok konuşkan birisi. Önce hadi dedi anlatın başınızdan geçenleri. Sarılık ve sünnet maceramızı anlattık. Hastane doktorunun verdiği ilaçları, vs... Tamam dedi şimdi davranışlarını anlatın hem sizin hem Arcanın. Açıkçası biz sağlık konuşacağız sanıyoruz bu kısma çalışıp gelmiştik:) şaşırdık ama hoşumuza gitti. Dedi ki çocuğun ruh sağlığı acayip önemli, sağlığı biz hallederiz nasıl olsa. En fazla 1 ay gecikme ile müdahale edilir önemli olan davranışları. Anlattık. Gece uyuyor, gündüz pek uyumuyor. Gaz olayı var, belli saatler huysuz. Uyursa 3 saatte (gece 4 saate çıkıyor) uyumazsa 2 saatte bir emziriyoruz falan filan. Nem cihazına pek sıcak bakmıyor ama yine de siz bilirsiniz dedi. Hırlaması burun tıkanıklığından.
Arkadaş boya gitmiş biraz 54 cm olmuş, kilosu 3600 gr ki toparlanmış, anne sütüne devam dedi, pek keyiflendim. İlave mamaya hiç kanım ısınmamıştı. Pul pul dökülen derileri için de şimdilik sebamed bebeyağı iyidir ama bu dert bitince kozmetik önermiyoruz dedi. İyi bana uyar, haz etmiyorum zaten. Yüzündeki kırmızı döküntüler normalmiş. Annelerin pamukçuk dediği dudaktaki beyaz şey meğer emmekten kaynaklanan bir tür nasırımsı birşeymiş yani sorun değil. Oh çektim. Pamukçuğun bebeğin canını yakan ve beslenmesini engelleyen birşey olduğunu okumuştum. Kilo kontrolüne devam. Evdeki tartı, higrometre vs gibi ekipmanlara gülmedi hatta bizim için yoo pimpirikli değilsiniz bile dedi. Sallayarak uyutmanın çocukta kötü bir etki yaratmayacağını ebeveyne sıkıntı yaratacağını söyledi. Ama yatağında uyutabilmemizin iyi birşey olduğunu, kucağa almamaya gayret göstermenin gereksiz olduğunu anlattı. Kucaklanan bebeklerin özgüvenlerinin daha yüksek olduğunu söyledi. Biz biraz kasmaktayız da kucağa alışmasın diye:)
Ne diyeyim, keyiflendik. Hani sınav notu açıklanan öğrenciler gibiydik. Arca aşının etkisiyle ana kucağında uyuyakalınca hadi dedik yemek yiyelim. Oğluşumuz bize müsaade etti ve ilk defa dışarıda yemek yedik. Yeaaay!!!