Yazılar posta kutuna gelsin mi?

2 Ocak 2017 Pazartesi

ışık

Geçen hafta bir akşam Jim Carrey'nin filmine denk geldim. The Majestic. Belki müthiş bir film değildi ama insana dokunan filmlerdendi. Hani izlediğinizde duygularınız ve göz pınarlarınız gıdıklanır, benim gibi yalnız izleyenleriniz de belki biraz ağlar. İşte öyle bir filmdi.

İlker'le film izlerken şöyle bir hönkürerek ağlayamıyorum. Dalga geçiyor. En son galiba Cars animasyon filminde Şimşek McQueen'in Kral'ı itekleyerek yarışı bitirmesini sağladığı sahnede ağlayınca, biraz abarttığımı fark etmiş olacağım, yanımda insanlar varken ağlamamaya çalışıyorum. Halbuki ben ancak filmlerde kana kana ağlayabiliyorum, öyle de iyi geliyor ki.



Film bittikten sonra canım bir şeyler içmek istedi. Süt, salep derken sıcak çikolatada karar kıldım. Fakat bizim ev cehennem sıcağı, bir zebaniler eksik. Bir de sıcak bir şeyler içtin mi kurdeşen dökmen garanti. Bir battaniyeye sarındım, balkona çıktım. Daha önce fark etmemişim, karşımızdaki parkın aydınlatma direğini ışıklandırmışlar, karanlık bir sokağa bakacağını düşünerek balkona çıkıyorsun ve karşına ışıl ışıl bir direk çıkıyor. Gülümsemez mi insan?

Yılbaşı zamanı, sokaklardaki ışıklar, beklemediğimiz bir anda karşımıza çıkan park ışıkları, soğuk caddede yürürken evlerin camlarından göz kırpan süslenmiş ağaçların ışıkları... Sen yapma, tamam ama birilerini gülümseten iyi hissettiren zararsız bir şeye bu nefret niye? Üstelik hiçbir dini öğe içermeyen bir şey yılbaşı.

Cumartesi günü Hisarönü'ne gittik. Alışverişimizi yaptıktan sonra, akşam çocuklar kafalarına taksın diye karton şapkalardan alalım dedim, bir de kaynanadili. İlker, tembihliyor, aman sesli olmasın kafamızı ütülerler... Ailecek gülüşerek parti malzemeleri satan bir dükkana girdik. Bir adam eğilmiş, kutuların içinden bir şeyler çıkarıyor. Neşeyle sordum: "Çocuklar için karton yılbaşı şapkaları var mı sizde?" Adam bize dönmeye bile tenezzül etmeden: "BİZDE YILBAŞI YOK!" dedi.

Nasıl yok? Siz 2017'ye girmiyor musunuz? Diye sormamıza gerek yoktu, dükkana bakınca anlaşılıyordu. En kıytırık mahalle kırtasiyesinde bile yılın bu zamanı süs, şapka vs bile bulunurken parti malzemesi satan dükkanda yılbaşı konseptine ait tek parça malzeme yoktu. Çıktık.

Ama benim aklımdan çıkmadı. Hayır, tabii satmak zorunda değil, canı sağ olsun, bize dönüp müşteri gibi de konuşmayabilir, o da değil... Hatta dükkan belki de gerçekten de yılbaşı konsepti çalışmayan bir işletmedir, yani ben alınganlaşmışımdır. Ama başka zaman tüm bu olasılıkları düşünürken bu yıl bu tepki benim aklıma, tek bir şeyi getirdi. Çünkü bu yıl nedense bu tepki her zamankinden çok daha fazla körüklendi.

Dün sabah kötülükle uyandık.

Kötülük hep vardı, hep olacak. Kötülük her yerde. Biz çocuğumuza sarılacağız, işimize bakacağız ve elimizden umudumuzun alınmasına izin vermeyeceğiz. Küçük insanların küçük umutları birbirine kenetlenecek.



10 yorum:

  1. Karanlığa rağmen nice seneler ..

    YanıtlaSil
  2. Yılbaşını neden din ile bağdaştırıyorlar?
    Evlerden görünen o süslü ışıkları ben bu yaşımda ne zaman görsem hala yüzüme kocaman bir tebessüm yayılır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben de anlamıyorum. Hani Hicri takvim kullanmamızı istiyorlar diyeceğim ama Miladi takvim kullanmayan Dubai bile yılbaşını kutluyor, ne sakıncası var? Hristiyan geleneği değil ki, yılbaşı.

      Sil
  3. "Kızdan erkekten, yaşlıdan gençten, yan yana durandan, birlikte yürüyenden korkanlar!!Hala anlamadınız mı, biz kesmik unu ekmeğiyiz. Sizin pazarınızda para etmemek bize ancak gurur verir. Kızlarımız ve oğullarımız yeryüzü sofrasının en has ekmeğidirler. Biraz buğday, biraz arpa, biraz da çavdardırlar. Umudumuz onlardır..."
    Cin Aynası-Ercan Kesal

    YanıtlaSil
  4. Elimde zor bela bulduğum kokinalarla girdiğim mahalle marketinde kasiyer kız ilk kez görüyormuş, koklamaya kalktı kokinayı. O koklanmaz, dikenli, zaten kokmaz, bir yılbaşı geleneğidir deyince yandan kükreyen sakallı adamı hiç unutmayacağım. İlk kez mahallede böyle bir şey başıma geldi. "Noel mi?, Noel ne, ne kutlaması?". Üzerime atılmasına ramak kala "sizinle tartışmıyorum" diyerek çıktım orada ama içimde kaldı söyleyemediklerim. Çok üzgünüm çok :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Noel ve yılbaşı arasındaki farkı Arcaya anlatıyorum anlıyor, bu affedersin gerzekler hiçbi şey anlamaz.

      Sil
    2. Noel ve yılbaşı arasındaki farkı açıklamak zorunda mıyız, ben de buna taktım bu sene? Noel'i kutlayamaz mıyım yani ben? Bu ülkedeki gayri müslimler ne zaman bildiri dağıttılar "Ramazan'da oruç tutulmaz" diye? İster Noel kutlarım ister yıl başı, ister cadılar bayramı, ister kurban bayramı, ister hepsini, ister hiç birini; kime ne? Benim kutlamam, benim mutluluğum, benim keyfim niye batıyor başka birisine ben ona fiziksel/ruhsal olarak dokunmadıkça/zarar vermedikçe? Başkasının mutluluğundan rahatsız olmak nasıl bir ruh halidir, nasıl bir "üstünlük" hissedir kimin neyi kutlayacağına müdahale edebilmek???

      Sil
  5. ne diyeyim
    dilerim ihtiyacı olan
    birine gidiyordur
    bizden çaldıkları umut.
    Nazım Hikmet

    YanıtlaSil