12 Mayıs 2016 Perşembe

Dağıldım, toparlanıp dönücem

Kelimenin tam anlamıyla dağıldığımı hissediyorum.
Hani nereden tutarsan tut elinde kalır ya öyle bir şey işte.

Üstelik derleyip toplayanım da çok ama neden böyle oluyor bilmiyorum.


Mesela geçen hafta kitap kulübünün Ursula K.Leguin atölye toplantısına katılamayacak oldum, ekip hop aldı toplantıyı pazartesiye. Sırf benim için, için için gözyaşı döktüm sevincime… Halbuki o gün Arca’nın okuma bayramı vardı, ama yok dedim, biter bitmez koşacağım kulübe. Nitekim İlker’le yer cücesi gösteriden sonra beni alelacele yetiştirdiler metroya, oradan kulübe. Her bir kız kardeşime minnetle sarıldım. O kadar iyi geldi ki…

Diyorum ya destekten yana derdim yok, benim muhterem antin kuntin yemeklerin yanı sıra hafta içi tencere yemeklerine de el atıyor, Arca babasının sebze yemeklerini daha fazla sevdiğini söylüyor. Muhtereme sorsan sevgisini katıyormuş, ne yani biz götümüzle mi yapıyoruz da seninki gibi olmuyor, diye sorarlar adama! Bir dedektif gibi inceledim, benden farklı tatlı toz biberi eksik etmiyor yemeklerden, sırrını çözdüm:P (kıskanç mıyım neyim)

Pazar annemlerin yazlığına gitmeden evvel, pazara uğradık, maksat deepfreeze’deki bezelye stoklarımızı artırmak. Yazlığa gider gitmez kurulduk masanın başına muhabbetle karışık imece usulü bezelyeleri ayıklayıverdik. Laf aramızda biraz daha almadığımıza hayıflandık. Bedava işçi bulmuşken:)

İş de inanılmaz yoğun bu aralar, toplantı üstüne toplantı. Bazı günler tuvalete gitmeyi unutuyorum desem abartmış olmam, iş bokuna sidik zoru olacağım tövbe!

Dağıldım diyorum ya, toplayanım çok diyorum ya, yine de toparlanamıyorum. Galiba iş biraz da kafada. Biraz kafayı toplamalı bence. Eş zamanlı çok işi halletmeye çalışmak da müthiş yoruyor. Bazı şeyleri ayıklamaya çalışıyorum bu ara. Kendime fazla yüklenmek istemiyorum. Sakin Yeliz sakin.

Mesela bu hafta spora başlayacaktım, hafta sonuna erteledim. Hem zaten ne ara gidebilecektim ki? Daha dün İstanbul’daydım.

Aslında kitap kulübünün Mayıs seçimi Kafka – Dava’yı okumaya niyetim yoktu, zira o gün İstanbul’da olacaktım, müthiş rahatlamıştım. Hem toplantı ertelendi hem Kafka gününe kulübün yıldönümü yemeği ayarlandı, hadi şimdi okuma da göreyim:) Mecbur Oğuzcuğum Atay’ı ve Tehlikeli oyunlarını koydum kenara. Ben böyle kenara koya koya doğru dürüst kitap bitiremiyorum bu ara. Son zamanlarda edindiğim eş zamanlı birkaç kitap okuma alışkanlığımı derhal bırakmalıyım, kafaya iyi gelmiyor.

Bak mesela bloga yazı yazma işini de seyrekleştirdim, neden? Doğru cevap “vakit yok” değil, bloga vakit ayırılır. Doğru cevap kafa dağınıklığı. Toparlanamıyor o kafa. Ah şu günlük işlerimde bana destek olan destekçilerim bir de kafamı toplasalar ne şahane olur:)

Benim yazı yine dağıldı. Ben bir toparlanıp geleyim böyle olmuyor:)



4 yorum:

Unknown dedi ki...

biz bekleriz yeliz seni :) keşke yardım edebileceğimiz bir şeyler de olsa :)

Nil dedi ki...

Arada dağılmak da iyidir boşver.

mel_erg dedi ki...

Sizi cok iyi anliyorum.Bu aralar halim tukenmislik sendromu mu ne haltsa tam ondan..Elimi neye atsam yarim,eksik..Dusuncelerimi bile duyamiyorum.Umarim tez zamanda tunelin ucundaki isigi goruruz 😊Sevgiler

CEREN dedi ki...

Mevsimsel falan mı acaba bu durum?Daha dün aynı şeyi arkadaşıma söylüyordum,kafamın içinde filler tepişiyor sanki,neyi tutsam elimde kalıyor,hiç bir şeyi tam yapamıyorum,dahası bi isteksizlik var üzerimde..Sürekli bir yetememe hali,of daraldım yahu..