Yazılar posta kutuna gelsin mi?

30 Kasım 2015 Pazartesi

Kasım

Sevgili İstanbullu arkadaşlarım, allah gani gani kolaylık versin sizlere. Bir daha "İzmirde trafik" gibi bir laf edecek olursam allah benim belamı versin! Abicim o ne öyle yav! Siz nerde yaşıyorsunuz!

29 Kasım 2015 Pazar

Porselen demlik

Az önce 38,8 dereceyi ateş ölçerde gördüm ve ağlamaya başladım. Son birkaç saatimin hatırı sayılır bir kısmını (onar dakikadan dört defa) duşta küçük kurbağa şarkısına eşlik ederek geçirdiğim düşünülürse Arca'nın ateşinin iki ateş düşürücü üzerine 39,9 dereceye çıktığını tahmin etmek zor değil. Tabii düşen ateşe sevinçten ağladığımı da...

En son doktoruna telefon edip seyri anlatınca novalgin vermemi önerdi. Bana kalsa acile bile gidebilirdik. Zira İlker yok ve ben hastalık konusunda maalesef sağ duyu sahibi olmayan ebeveynim.

Acil lafına kulak kesilen Arca duşta evvelden mızıklarken "bu sıcak annem daha soğuk açalım suyu" gibi kalıbından beklenmeyecek cesurca bir laf edince, bana isterik kahkahalarla karışık bir ağlama nöbeti gelmişti ama onu saymıyoruz zira gözyaşlarım duş suya karışıp kanalizasyonu boylamıştı.

24 Kasım 2015 Salı

Sindrella Kompleksi

Geçen haftaydı. İlkere hasta olduğu için çok kızmıştım. Ve tepkimi de açıkça dile getiriyordum. Bok mu vardı hasta olmuştu! Nasıl hasta olurdu? Hatta şefkatle yaklaşmam gerekirken adama resmen kötü davranıyor, itip kakıyordum. Dudağını bükmüş, “hasta olmak benim suçum mu” demişti. “Evet senin suçun” diye bağırmak gelmişti içimden. “Evet senin suçun daha doğrusu hasta olmak değil de, gözümdeki “kahraman” imajını yıkmak senin suçun!”

"Sen, hem duygusal, hem psikolojik hem de fiziksel olarak sağlam olmalısın, çünkü sen busun. Sen bu olduğun için ben kendimi iyi hissediyorum, bütünleşmiş hissediyorum, sen hasta olduğunda sana gıcık oluyorum. Normal bir insana dönüşüyorsun."

Ne kadar sağlıksız değil mi? Biliyorum.

20 Kasım 2015 Cuma

Kumkurdu

Arca’ya doğduğundan beri yüzlerce kitap aldım. Tabii hepsini onlarca defa okuduğum için kendime de almış oldum:) Ben çocukluğumda bu kadar çocuk kitabı okumamıştım!

Arca’nın kelimeleri doğru telaffuz ederek çok erken yaşta konuşmaya başlamasını da, kendi kendine okuma yazma öğrenmesini de, benim Arca’yı kitaplarla beslemem, hatta semirtmemle açıklayabiliriz. Ama konumuz o değil.

Konumuz tüm bu kitaplar arasında en çok neden Kumkurdu serisini sevdiğim(iz).

Dumur diyalog #151

Öğretmen her hafta bir çocuğa oyuncak eşek veriyormuş. Bu eşekçik o hafta sonu çocuğun evine misafir oluyormuş.

Y: Peki öğretmen eşekçiği vereceği çocuğu neye göre seçiyor?
A: Bilmiyorum
Y: ciddi misin? Yani numara sırasıyla mı herkesin evine mi gidecek eşek? 
A: Hayır herkesin değil

17 Kasım 2015 Salı

Kafa mühim!

Arca’yı okula yazdırırken sayfalar dolusu form doldurduk. Arca’ya yaklaşımımızdan tut da, ceza (varsa) yöntemlerimize kadar her şeyimizi didik didik sormuşlardı, biz de anlatmıştık. Özellikle aynı sınıfta olmasını istemediğimiz anaokulu sınıf arkadaşlarından birini de not düşmüştük hatta, evet iğrenciz biliyorum ama Arca’nın o çocuktan kötü etkilendiğini düşünüyoruz. Neyse donumuzun rengi dışında her şeyimizi anlattıktan sonra (aslında ben blog adresini direkt yazaydım da olurdu) işi akışına bıraktık.

16 Kasım 2015 Pazartesi

Korkunç bir günün sonlarından bildiriyorum.

Yasal uyarı: Aşağıdaki yazı çok gıcık bir ruh haliyle yazılmıştır, ağır şikayet ve mutsuzluk içerir! Sonra yok uyarmadın yok ben seni böyle bilmezdim, yok bilmem ne... istemiyorum, peşinen uyarıyorum, şikayet istemiyorum!

13 Kasım 2015 Cuma

#2015te15yenikeşif : Jou Jou Parti ve Aktivite Merkezi

Okul öncesi dönemde sadece birdefa bir oyun grubu tecrübesi yaşadık, ondan da pek hoşlanmadım. Bizim oğlan o vakitler şimdiki gibi dış dönük değil tabii, beni de oyun alanında bulunmaya mecbur etmiş, oyun ablalarıyla birlikte çocuklarla takılmıştık ki hiç oyun filan tarzım değil. Benim oğlanın da şanssızlığı benim işte. Hatta geçen gün kazık kadar olmuş bana oynayalım dedi, bana! Eskiden olsa kıvırır iki takla atardım, o gün aldım karşıma konuştum. “Bak evladım, ben oyun oynamayı sevmiyorum, çocukken fazlasıyla oynadım, özellikle de kız çocuğu oyunları, yani sana hitap etmem. Sen gel, bunu kabullen biz de paşa paşa gezelim, yemek yapalım, sohbet edelim, kitap okuyalım ama illa oyun diyorsan, yaşıtlarınla takılacaksın benden pas!” Neyse ki öküz değil anladı. Ama tabii henüz kreşe bile gitmezken anlamıyordu, ben de saçma sapan oynamaya çalışıyordum.

Arca ile günler

Not: bu yazıyı yazalı epey oluyor. Yayınlayıp yayınlamama konusunda tereddüt ettim. Bana sanki biraz "ben böyleyim, ben şöyleyim bıkbık" yazısı gibi geldi. Ama sonra bir daha okudum ve dedim ki; böyle durumlarda kaybolan insanlar (anne-baba) olabilir, ben nasıl ihtiyaç duyuyorsam (özellikle ebeveynlik konusunda) başka insanlar da başka bakış açılarına ihtiyaç duyabilir, en iyisi yayınlayayım gitsin. Şahsıma gıcık olmak serbest (ben bile bazen gıcık oluyorum:P) 

Akşama doğru biraz hava alalım dedik, Arca ile Hatay caddesinde yürüyeceğiz, ıhlamur çorap bir de istediği stickerlardan alacağız. Üç tane alabilirsin dedim. Önce anlaşır gibi olduk. Kırtasiyeye girdiğimizde işin rengi değişti, üç tane çok azmış, dörtmüş. Son derece manasız bir şeyi, aman hadi dört oluversin diyeceğim bir şeyi, “ben kararımdan dönmem” anafikirli derse dönüştürmek gibi kötü bir huyum var. Ama öyle… Bugün buna izin verir gevşersin yarın başka talepleri olur.

“Kararımı verdim, değiştirmeyeceğim, istersen hiç almayabilirsin ama ben üç tane için izin veriyorum” dedim, gerçi kendisi “hiç iyi kararlar vermiyorsun” şeklinde bir eleştiri getirdi ama çok da tın!

12 Kasım 2015 Perşembe

Şarj edilebilir diş fırçalarına dair doğru bilinen yanlışlar

Manuel diş fırçası şarj edilebilir diş fırçası kadar iyi temizler!



Yanlış.  İlk kullanımdan itibaren şarj edilebilir diş fırçaları manuel fırçalara oranla  2 kat daha fazla plak temizler. Bu özellik dişlerinizin yalnızca dış görünümü için değil, sağlığı için de oldukça önemli. Plak, dişin dış kısmını kaplayan bakteri tabakasıdır. Bakteriler yediğimiz yiyeceklerdeki şekerle beslendikleri için, zamanla asit oluştururlar. Bu nedenle bakterilerin diş yüzeyine yerleşmesi, diş ve diş eti hastalıklarının en önemli sebeplerinden biridir.


Oral-B’nin elektronik fırçalarının tamamında fırça başlıkları yuvarlak olarak tasarlanmıştır. Bu yenilikçi tasarım sayesinde her dönüşte farklı bir açıyla dişin tüm yüzeyinin temizlenmesine olanak sağlar. Küçük boyutuyla her bir dişin yüzeyine ve diş aralarına rahatlıkla ulaşabilir.


Şarj edilebilir fırçalar yalnızca ağız ve diş sağlığı konusunda problem yaşayan kişilere tavsiye edilmektedir!


Yanlış. Oral-B’nin yaptığı bir anket çalışmasında, katılımcıların %39’unun ancak dişleriyle ilgili herhangi bir problem yaşadıktan sonra şarj edilebilir diş fırçası kullanmaya başlayacaklarını belirttikleri görüldü.



Ağız sağlığında tedaviden çok koruma yöntemi izlenmesi tavsiye edilmektedir. Çünkü dışarıdan yapılan herhangi bir müdahale, ne kadar iyi olursa olsun kendi dişinizin sağladığı rahatlığı ve fonksiyonelliği sağlamaz. Dişleri korumanın en önemli yolu, ağız ve diş problemlerinin bir numaralı sorumlusu olan plak tabakasını ortadan kaldırmaktır. Şarj edilebilir diş fırçaları, plak temizliği konusunda manuel diş fırçalarından %100’e kadar daha fazla etkilidir. Plak, yapışkan bir madde olduğu için diş fırçanızdan da ayrılması zordur. Bu nedenle diş hekimleri ortalama 3 ayda bir diş fırçanızı yenilemeniz gerektiğini söylüyor.


Şarj edilebilir diş fırçası da kullanıyor olsanız, 3 ayda bir fırça başlığı  değişimini gerçekleştirmek durumundasınız. Oral-B, elektronik diş fırçanızı kolayca yenilemeniz için değiştirilebilir başlıklarla size sunuyor.


Nasıl bir diş fırçası kullanıyor olursanız olun, diş fırçalama süreniz aynı olduğu için aynı etkiyi yakalayabilirsiniz!


Yanlış.  Diş hekimleri, dişlerinizi günde en az iki kez, 2 dakika fırçalamanızı öneriyor. Ancak yapılan araştırmalar ve klinik deneyler, dişlerinizi 2 dakika şarj edilebilir diş fırçalarıyla fırçalamanızın çok daha etkili sonuçlar almanızı sağladığını gösteriyor. 


Şarj edilebilir diş fırçaları diş yüzeyine zarar verir!



Yanlış.  Yukarıda bahettiğimiz anketin bir başka ilginç sonucu da, anket katılımcılarının %5’inin şarj edilebilir diş fırçasının diş yüzeyine zarar verdiğini düşünmesi. Oral-B’nin şarj edilebilir diş fırçaları, basınç göstergesi sayesinde diş fırçasını dişinize çok fazla bastırdığınızda çalışmasını durduruyor.


Tüm şarj edilebilir fırçalar aynı özelliktedir!


Yanlış.  Herkesin diş yapısı birbirinden farklı. Bu nedenle Oral-B kullanıcılarına birbirinden çok farklı özelliklere sahip farklı şar edilebilir diş fırçaları sunuyor. Hassas dişetleri için, farklı büyüklükteki diş aralıkları için ya da sararmış dişleri beyazlatmak için birbirinden farklı bir çok diş fırçası modeli bulunuyor.


Detaylı bilgi almak için videoyu izleyebilirsiniz. Ürün alternatiflerini görmek için tıklayınız. 



KAYNAK: www.uplifers.com


 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

11 Kasım 2015 Çarşamba

Dumur diyalog #150

Y: Legoland var İstanbulda, bir gün gidelim olur mu?
A: İstanbula gitmeye çekiniyorum.
Y: A, niye ki?
A: Orada insanları gazlıyorlar!

......................

6 Kasım 2015 Cuma

Sağlıklı yaşamın sırrı

Lafı döndürmüyorum, derhal açıklıyorum: tasarruf

Devir tasarruf devri. Şimdi yavrum gülüm iktidar, cehapenin geçen seçimlerdeki vaatlerinden iyisini vereceğim diye bol keseden attı ya, hah onlar için kaynak ne biliyor musun? Yok la bakınma etrafına, Arap şeyhlerinde bile para kalmadı, sen, ben, bir de bizim kayınço:))) biziz lan biz, halk! Yani yavrucuğum tasarruflu yaşamaya hiç olmadığımız kadar muhtacız. Şimdiden alışsak iyi olur.

Alışsak ve hatta iyi taraflarını görmeye başlasak… Üstelik sağlıklı yaşam için tasarrufun bizlere ne kadar fayda sağlayacağını düşündükçe yavrum gülüm iktidara şükredesi bile gelir insanın! Hamdolsun…

Kalamar ve karides soslu makarna

Akşama yemek yok dedim, "kasap Aydın abiye uğra da biraz kıyma al, kıymalı makarna patlatalım!"

Önce "tamam" dedi baktım sonra arıyor, bizim Ümit ablanın damadı Zeki, hani balıkçı, Jumbo karides geldi demiş, en güzellerinden ayırmış. Gel kıymalı makarnadan vazgeçelim, kalamarlı karidesli makarna yapalım dedi. Olur muydu olmaz mıydı, tariflere internetten bakalımdı, derken akşam oldu. Karidesleri almış, kalamarları çözdürmüş. Arca ile ödevler yapılmış, metro çıkışında beni bekliyorlar. Öyle spagettiyle olmaz fettucine alalımmış, hem mahalledeki markette permasan yokmuş, Göztepeye inelimmiş. İndik de o permasanın bir avucu 40 liraya satılıyor. Hadi len dedim, eski kaşara razı olduk.

3 Kasım 2015 Salı

kısa #10: Nurella

Dün akşam Nurella’nın fonda çalan müzikle mest olmuş şekilde oturduğu yerden mimikleriyle çektiği klibini izledim. Ellerini kıvırıyor, manikürlü parmaklarını bir sevgiliye bakar gibi özlemle seyrediyor, seyrettikçe kendinden geçiyordu. Bir belgeselde hiç tanımadığım kürklü fokların çiftleşme mevsimine denk geldiğimde, nasıl merakla bakıyorsam, büktüm boynumu, öyle baktım ekrana. İlker’in soran gözleriyle karşılaştığımda, dedim ki bundan gayrı sadece kitap okuyup, sadece kendim gibi insanlarla takılmayacağım, türk insanı gerçeğini anlamaya çalışacağım. Bu demek değil ki, eskiden küçümsüyordum, şimdi halkın seviyesine indim, katiyen! Kim altta kim üstte ona ben karar veremem! Hali hazırda kendimi korumak için, bir sonraki seçimde dumura uğramamak, bu kadar şaşırmamak, bu kadar üzülmemek için hazırlıklı olmalıyım. Çünkü bu insanlar, bu programları izleyenler, bu ülkenin gerçeği. Bunlar hayatından hoşnut, bunlar kazandı.

Kitap Yorumu: Yalnız Kadınlar Arasında

Ekim ayında çok kitap okudum demiştim, değil mi?

Bunlardan biri de Cesare Pavese’den Yalnız Kadınlar Arasında idi. Ben şiir sevmem, daha doğrusu pek anlamam. Kendimi bu dala yakın hissetmediğim için de okumuyorum. Pavese’yi de şair olarak tanıdım ama romanını okumayı tercih ettim. Ve tabii ki Tezer Özlü sayesinde tanıdım. Okuyanlar bilir, Yaşamın Ucuna Yolculuk romanı aslında bir Pavese arayışıdır.

2 Kasım 2015 Pazartesi

An itibariyle

Üçüncü biramı açsam mı açmasam mı? Derken aklıma geliyor; muhtereme artık şu evde bira yapımı aparatını denesek diyorum, malum rejim bu değişti mi ne edeceğiz? 

Okuyoruum diyorum, millet amma çok okuyorsun diyor.  Peki, gündemden ülke gerçeğinden kaçmanın başka bir yolu var mı? Varsa önerileri alayım. 

Sabah pazarda tezgaha nöbetçi bırakıp oy kullanmaya giden pazarcılar kalbime umut tohumları serpmişti, nasıl da unutmuşum bu ülke gerçeğini? Daha geçen gün blogcuanne elife döşenen yorumları görüp kendi izolasyonumdan dem vurmamış mıydım? Umut ne hafifmeşrep bir mizaca sahip ki, birden oynaşmaya başlıyor ruhumuzda ve en küçük zorda terk edip gidiyor bizi, gösteriyor ama elletmiyor? Umut! Mümkünse bir süre semtime uğrama çok pis küfrederim!

Seçim sonuçlarını izlerken ütü yapayım dedim, allah seni inandırsın bir hırslanmışım, bizim oğlanı komşulara, ütülenecek gömlek almaya gönderecektim, "anam hırsını ütüden çıkarıyor da..." Diye açıklama yapacaktı. Neyse ki sonuçlar daha ütüler bitmeden tamamlandı. Hani bu kadar gelişmiş bir seçim sonucu açıklama sistemi... İnsan gurur duyuyor haliyle... 

Üçüncü biradan vazgeçtim, gidip kitap filan okuyacağım, okurken sızacağım ama bugün ruh halim kısaca bu! 


1 Kasım 2015 Pazar

Kasım’da ne yapmalı?

1 Kasım itibariyle tabii ki oy kullanmalı! Kullandınız mı oyunuzu?

Sonra, ablamın doğum gününü kutlamalı, 41 kere maşallah demeli :P Kasım bana hep ablamın doğum günlerini ve yağmuru anımsatır. Ne yağardı be yağmur biz çocukken? Şimdi küresel ısınma b.kuna azaldı tabii.

Neyse… Kasım diyordum. Ne yapmalı?