Yazılar posta kutuna gelsin mi?

30 Nisan 2013 Salı

Düğümlere Üfleyen Kadınlar

Kitap okurken özellikle de romansa elimdeki hemen casting çalışmalarına başlıyorum. Zihnimde karakterleri oturtmam için onlara bir görünüm bahşetmem lazım. Belki de bundan sebep okuduğum pek çok kitabın filmine tahammül edemiyorum çünkü benim casting'imi kullanmıyorlar, iş bilmezler n'olcak:P

Al işte, o Da Vinci'nin şifresi var ya, o film benim için fiyaskodur. Tom Hanks manyağı bir insan olabilirim ama o rolü George Clooney'e oynatmadılar. Hayır bir sor değil mi burada hazır casting var! Kadın da olmamış abicim. Nicole Kidman'ın kızıl saçlı hali ile resmettim ben o kadını, bu pek yanık kavruk bir şey.

Düğümlere Üfleyen Kadınlar da casting dehamdan (:P) kurtulamadılar.

Özellikle de Amira. Roman bir film olsaydı (ki bence güzel bir yol film olur) Amira’yı ilk satırlardan itibaren Rahma oynardı.  "Rahma kim lan!" deme kardeş, al buradan oku. Daha Arap Baharı filan yoktu piyasada, biz tayfunlu bir Kore yazında tanışmıştık, sene 2007. Rahma tanıdığım tek Tunuslu kadın olduğu için değil, Amira’ya inanılmaz benzediği için. Acayip güzel, cıvıl cıvıl, çok dişi, çok tatlı bir hatundu Rahma. Ama bir o kadar da hırçın.

29 Nisan 2013 Pazartesi

Hareket bereket

Fucking mucking seviyorum dört yaşı. Didişiyoruz dikleniyoruz birbirimize, çoğu zaman iki inatçı keçiyiz bir köprüyü geçmeye çalışan ama seviyorum dört yaşı. Çünkü…

Dışarıda birlikte vakit geçirmek hiç bu kadar eğlenceli olmamıştı.

Bu hafta sonu çok yoğun bir programımız vardı. Sabahın köründe kalkmamızı fırsata dönüştürdük ve kimseler uyanmadan market alışverişimizi yaptık. Saat daha on bir olmamışken biz eve dönmüş, etrafı toplamış ve günün geri kalanında ne yapacağımızı planlamıştık.

27 Nisan 2013 Cumartesi

"Ye sen ye de anlatayım"

Biri bana en kötü yönlerini say dese, "acelecilik" listenin başına kurulur.

Ve çok net söylüyorum, acelecilik ile annelik bir arada hiç cool değil. Pek özenilesi anne modelinde "sonuca değil sürece odaklanan" "süreçten zevk alan" ve "çocuğunu kendine değil, kendisini çocuğunun zamanına ayarlayan" gibi özellikler hemen göze çarpar. Ve evet doğru tahmin hiçbiri bende yok:) Demek ki ben özenilesi anne modeli değilim arkadaş, hadi anam şimdi sağ üstteki çarpı işaretine tıkla ve sonraki anne bloguna ışınlan.

25 Nisan 2013 Perşembe

Köpekler bale yapmaz


Önyargının ne kadar incitici olabileceği ve aslında ne kadar yanlış olduğu, ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi.
Birilerini kalıplara sokmaya çalışmanın o birileri için kalıbın dışına çıkmak bir tutkuya dönüşmüşse eğer, ne kadar boş olduğu ve o birilerinin kalıpları yıkmak adına ne olursa olsun mücadeleyi bırakmayacağı, sınır tanımayacağı ancak bu kadar neşeli anlatılabilirdi.

24 Nisan 2013 Çarşamba

Ruhunla yemek

Ne demiştik geçen yazıda? Yemek için yaşıyorsan, yemekten zevk aldığın için yiyorsan dikkat!

Ve güzel kardeşim dötünle yemeyeceksin, duygularını da yemeyeceksin, ruhunla yiyeceksin. Budur!

Yok lan iki yoga asanasıyla yogi olup ohmmmm edecek değilim.

Yemek konusundaki yanlışlarımı dürüstçe kabullendim.

23 Nisan 2013 Salı

Yemek için yaşamak … ya da… Yaşamak için yemek … İşte bütün mesele bu!

Yaşamak için yemek yiyenlere lafım yok. Onlar zaten aç kalmayacak kadar yerler ve bu da bir sorun değildir, keşke hepimiz sadece yaşamak için yiyebilsek.

Benim derdim yemek için yaşamakla. Daha doğrusu yemek yemekten inanılmaz zevk almak ve sonunda ipin ucunu kaçırmakla. Nerede okuduğumu hatırlamıyorum ama yazanın bir tespiti vardı, bundan kırk-elli yıl önce insanların sosyalleşmek için gittiği tiyatro, sinema gibi etkinliklerin yerini artık restoranlar aldı. Yemek yemek artık sosyalleşme aktivitesi oldu.

22 Nisan 2013 Pazartesi

Tıkla İndir, Tıkla Getirt!

26 ilde 128 mağazası ile sektöründe lider olan D&R, dr.com.tr ile kültür, sanat ve eğlence dünyasını bir tıkla evinize getiriyor. Reklam filmiyle online sipariş hizmetini duyuran D&R, kültür, sanat ve eğlenceye kısa yoldan ulaşmak isteyenler için internet sitesini yenilenen tasarımıyla hizmete sundu. Kitap, film, müzik, elektronik, oyun&konsol, dergi, kırtasiye, hobi&oyuncak, kişisel ürünler ve  e-kitap kategorilerinde yer alan binlerce ürünü sipariş edebilme olanağı sunan D&R, teknolojinin sunduğu olanakları en iyi şekilde kullanarak müşterileriyle buluşturuyor.

İnternet sitesi dışında tablet ve akıllı telefonlar için tasarlanan mobil uygulamalarla tüm platformlarda hizmet veren dr.com.tr, hızlı ve kolay bir alışveriş imkanı sunuyor.

Ayrıca D&R ve DMC’nin işbirliğiyle yayın hayatına başlayan yasal internet müzik platformu "MUSICCLUB" ile 200.000 adet yerli şarkı ve binlerce albüm indirilebiliyor.

Kültür, sanat ve eğlencede zengin ürün çeşidine ulaşmak için siz de dr.com.tr’ye girin, tıklayıp indirin, tıklayıp getirtin.

Bir bumads advertorial içeriğidir.

Tespitim geldi Vol.5: Arca bir dokunma ve öpücük arsızı!

Belirsizlik sevmiyorum. Belirsizlik bünyeme gerginlik etkisi yapıyor. Kırılan dişimin ağrısından dişçiye gittiğimde, “dişlerini sıkıyor musun?” sorusuyla etkilerin tepkileri ayyuka çıktı. Evet, sıkıyorum ve bunu sadece ben yapmıyorum, biliyorum. Yetişkinlerin %70’i yapıyor, daha doğrusu yapıyormuş.

19 Nisan 2013 Cuma

Bu yoga matının başına gelen pişmiş tavuğun başına gelmedi!

Her şey eve bir yoga matı getirmemle başladı.

İlker “aaa süper boyu da uzunmuş, yer egzersizlerinde iyi olur” “hey hoopp bu benim kardeş” demeye kalmadı, Arca imparatora (damperli devasa kamyon) mat rulosunu yüklemişti bile. Sonrası malum. Yer egzersizlerine henüz başlamamış İlker ile kaçak göçek yoga yapacağım diye tırmalayan Yeliz’den zilyon defa daha fazla matı sahiplenen bir yer cücesi. Evet arabalarının yoluymuş bu!

Oğlum diye demiyorum bu it herifin benim bedensel aktivite heveslerime uyguladığı terörden bıktım usandım. J.M. ile şiddeti yüksek, ağız dolusu küfürlü ilişkimizin bitmesine bir sebep benim muhtelif kaslarımdaki dayanılmaz ağırlarsa, diğer sebep Arca’nın yoğun muhalif lobileridir. Laf aramızda yapacak döt olsa, Arca’yı mı dinlerim!

17 Nisan 2013 Çarşamba

Sağlıklı yaşam hadi hoopp bir-kiii

Yıllık geleneksel “göbeem pörtledi!” “totom büyüdü” yakınmalarını müteakip “kilo vermeliyim” “sağlıklı beslenmeliyim” “hareket etmeliyim” cümleleri yeniden hayatımıza girdi sayın seyirciler.

Bunun yaz aylarının yaklaşmasıyla bir ilgisi yok! Tamamen göbeksel bir mevzu ve benim ömrü hayatımın hiçbir devresinde (gebelik hariç) böyle bir göbeğim olmadı. Sezaryandan sonra hemşireler şaşırmıştı düşün yani! An itibariyle bırak doğum sonrasını, resmen 4 aylık hamileyken olduğum kiloyu gösteriyor baskül.

Üstelik farkındayım her şeyin! Akşamları çiğdem-biraların, havaalanlarında patates-biraların, film izlerken patlamış mısır-biraların eseri bir göbeğim olduğunun pek ala farkındayım. Bira göbek yapan bir şeydir canlarım, hani bilmeyen varsa söyleyeyim. Akşam salata-çorba yemek, sabah nesfit ile kahvaltı yapmak yetmez. Ara öğününe birayı kattın mı o göbek çıkar!

15 Nisan 2013 Pazartesi

Var ya bu çocuk milleti adamı yalancı çıkarır.

Bık bık bık … bizim oğlan “Cesur Böğürtlen” kitabını iki okuttu, sattı, sevmedi, diye sağda solda bok atıp durdum kitaba. Yok efendim direkt mesaj veriyormuş. Yok “grup lideri” olmak meziyet miymiş? Çocuklar böyle direkt mesajları sevmezlermişmiş! Sonradan iyileşen kötü davranışlardan bahseden kitaplarda çocukların hangi davranışı örnek alacağı belli olmazmışmış… babababa

Al işte nerden bulduysa sakladığımyeri buldu, son favorisi bu kitap. Rezil oldum lan! Çeliştim lan kendimlen!

12 Nisan 2013 Cuma

Zaman

İşerken dişimi fırçalamakta olduğum o akşam fark ettim ve boş kalan elimle telefonu kaptığım gibi evernote’a bu anı kaydettim.

Tabii o zaman diş fırçasının klozetten uçacak mikroplardan korunabilmesi için iki küsür metre kadar uzakta durması gerektiği ile ilgili bilimsel makaleyi okumamıştım. Artık işerken fırçalamıyorum dişlerimi ve bir malikanede yaşamadığımdan iki küsür metrelik bir mesafe yaratmamın imkansızlığından dolayı fırçamı başka bir odada muhafaza ediyorum... desem de inanma puhahah

Ee ne demiştik, biz koşarken obua da çalabilen bir neslin neferleriyiz.

Kimi zaman bilgisayarın açılmasını beklerken telefondan şahsi maillerime okur halimi yakalıyorum. Elimde kitapla çorba karıştırdığım zamanlar hiç de az değil. Arca ile oynarken aklımda çoğu zaman başka bir iş var. Evdeyken bir işe başladığımda hiç bitmiyor, çünkü genelde yarıda kesilip başka bir işe yöneliyorum ve öncekini bitirmiş olduğumu sanıyorum. Arkamı döndüğümde yarım bırakılmış bir işle karşılaştım mı kendimi inanılmaz yorgun hissediyorum.

11 Nisan 2013 Perşembe

Dumur diyalog #98

--- Artık açıkladığına göre yazabilirim :P ---

Akşam yemekte ilkere hülya hamileymiş dedim.
Arca: kim hamileymiş
Y: hülya
A: bebek mi doğuracak
Y: evet
A: annem hülya tunaya neden bebek doğuruyor

10 Nisan 2013 Çarşamba

Şimdi gel de bu blogu imha etme!

Bizim oğlan çok komik yav. Harbiden diyorum bak. Hareketlerine koparsın gülmekten. Geçen parka gittik. Aşağıdakine gidecekmişiz, niyeyse? Neyse gittik, orada kendine arkadaş yaptı, yarım saat oynadılar, yoruldu.
Dönerken diğer parkın önünden geçiyoruz, zınk diye durdu. “Burada da oynayacağım” dedi. İyi de yavrum yorulmadın mıydı sen? Yorulmamışmış. Oturdum bir banka, uzaktan izliyorum. Katiyen oyuncaklara binmiyor, diğer çocuklarla kaynaşmıyor. Allah Allah var bir iş ama ne?

9 Nisan 2013 Salı

Anne baba ve diğer ölümcül şeyler

Bir akşam yayılmışız kanepeye, İlker’le televizyona bakıyoruz, yetenek yarışması var ekranda. Sahneye küçük bir çocuk çıktı. Dört yaşındaymış, adını hatırlamıyorum ama çok sevimli bir çocuktu. Bateri çalıyor. Önce gıcık oldum, çocukların böyle yarışmalara sokulması canımı sıkıyor. İzlemeyelim diyorum hatta.

Çocuk hayret verici derece iyi çalıyor, o ayrı. Asıl dikkat çekici olan inanılmaz zevk alıyor yaptığı şeyden. Sahneden inme zamanı gelmiş olmasına rağmen şunu da çalmak istiyor, bunu da çalmak istiyor, bir türlü bırakamıyor bateriyi.

İşte o dört yaşındaki çocuk çözmüş olayı, dedim içimden. Çözmüş, senin benim gibi para kazanmak için çalışmayacak hayatı boyunca, zevk aldığı için yapacak o bateri çalma işini.

İşini çok iyi yapmak yetmez. Yaptığın işi seveceksin.

8 Nisan 2013 Pazartesi

250 gr tuzlu çağla badem

Çok boktan hissettiğin zamanlar olur hani, hani geçmiş on senenin muhasebesini yaptığında birkaç pişmanlık arka arkaya sıralandı mı, daral gelir. Hani hava da lodos da iyice bastı mı, hönküre hönkere ağlayasın gelir. İki damla gözyaşı süzülmesin diye salak saçma şeylerle ilgilenmeye çalışırsın.

İşte öyle zamanlarda hiç soru sormadan arabayı kenara çekip sana bir torba tuzlu çağla badem alacak bir insanın olacak abicim. Yoksa inan ki bu hayat çekilmez!

5 Nisan 2013 Cuma

"Kırmızı kanatlı baykuş" vs. "Yavru Baykuşlar"

Feridun Oral’ın kitaplarını çok severim. Gerçi Baloncu Dede ve Üç küçük yaramaz kitabındaki paragraflık cümleleri okurken nefesim kesildiğinde, Feridun Oral öykülerini Sara Şahinkanata metne döktürse, kendisi de sadece resimlese diye ukalalık yapmıştım. Ne haddime ama ne yapalım hissiyat böyle

Kırmızı Kanatlı Baykuş”ta adamı oksijensizlikten götürecek kadar uzun cümleler yok. Arkadaşlık üzerine yazılmış.
 

Baykuş henüz yavru olduğundan kanatları kırmızıya dönüşmemiş, uçamıyor ve canı çok sıkılıyor. Bir gün bir fare ile dost oluyorlar. Fare baykuşun kanatlarını kırmızı yapmak için elinden geleni ardına koymuyor. Gel gör ki başaramıyor. Sonunda zamanı geldiğinde baykuşun kanatları güçleniyor ve tüyleri kıpkırmızı oluyor.

4 Nisan 2013 Perşembe

Köpekler bale yapmaz : ntvmsnbc.com'da kitap tavsiyesi

ntvmsnbc.com Anne-çocuk köşesinde yeni yazı çıktı : http://www.ntvmsnbc.com/id/25432556/

Evvelden öle bayıla okuduğumuz "Gergedanlar Krep Yemez" kitabının yazr-çizer-tercüman ekibinde şahane bir bir kitap.

Önyargılar, kalıplar ve kalıbına sığmayan bir köpeğin mücadelesinin öyküsü:)

Keyifli okumalar

Yemek buldun mu ye, dayak buldun mu kaç!

" Yemek buldun mu ye, dayak buldun mu kaç!"

Babamın felsefesidir. Bir de “bir kafaya bir duman gerek” var ki, yedi sene boyunca her sigara yakışımda bahanem olmuştur.

Ben sigarayı bırakalı neredeyse on sene oldu, o nerde bir “gavur cigarası” bulsa (umumiyetle İlker’den bulur) yakar bir tane. Eee ne demişler? Bir kafaya bir duman gerek!

2 Nisan 2013 Salı

An itibariyle

Yağını tuzunu yaladığım barnaklarımlan bu postu yazıyorum telefondan. (Yazmadan duramayan manyak kadın profili. Gerçi ntvmsnbc.com'daki editörüm benden memnun, seyahate çıkmazdan evvel iki haftalık kitap yazısı gönderdim. :))

An itibariyle bir lüksü yaşamaktayım. Uçağa binmeden az önce bir bardak bira ile bir sepet patates:) yanına MOMO :)

Momo bizim kitap kulübünün ilk kitabı bayıldım ama yorumlarımı kulüp toplantısından sonra yani diğer üyelerin de fikirlerini arakladıktan sonra bildireceğim:)

Arca'nın dizanterisine geçmiş olsun diyen dostlarımı tek tek öperim. Son aldığım duyumlara göre ateş yok, kaka normal görünümlü ancak çiş içinde çözünebilen cinstenmiş:) yani bir sonraki perişanlığımıza kadar asayiş berkemal:)

Senin ne işin var istanbulda diye merak edenler için söyleyeyim derneğin alt komisyonunda kanun çıkarmakla meşguldüm, bana bundan sonra kısaca "kanuni sultan yeliz" diyebilir klimaların yeni yönetmeliği ile ilgili başınız sıkışırsa tarafıma başvurabilirsiniz:)

"Bu sizin için son çağrıdır" anonsunu duymadan da kapıya gitsem iyi olacak.

“Hiçbir şey ummuyorum, hiçbir şeyden korkmuyorum, özgürüm!” *

Havaalanına erkenden gitmişim, bira-patates ile iki toplantılı günün stresini atıyorum, bir taraftan da maillerime bakıyorum. İzmirli anneler grubunun içinden bir kitap kulübü fikrinin doğduğu günlerdi. Fikre ilk atlayanlardan, adımı listeye ilk yazdıranlardan olduğumu söylememe gerek yoktur herhalde. Neyse konu ile ilgili maillere bakarken İlker aradı. Başladım anlatmaya, işte kitap okuyacağız, sonra bir araya gelip kitap hakkındaki fikirlerimizi paylaşacağız, çok heyecanlı, falan filan… Telefonun diğer ucundan “puhahahah” sesi geldi. Peşi sıra aşağıdaki diyalog:

İ: Ya kızım kitap bu, yazılmış bitmiş, yazan ölmüş neyini konuşacaksınız?
Y: İlker saçmalama herkes okuduğundan başka yorumlar çıkarır, senin gibi kitaptan keyif almış insanlarla görüşlerini irdelersin. Keyifli vakit geçirirsin…
İ: Tamam, bir araya gelin, sohbet edin sosyalleşin de niye kitap? Zaten okumuşsun bir dolu zaman harcamışsın. Toplanın gündelik hayattan konuşun, ne bileyim sohbet edin filan. Kitap tartışılır mı yav?

1 Nisan 2013 Pazartesi

Perişanlar "the movie"

Yoğun istek üzerine filmi çekilen Perişanlar'ın özeti şöyle:

Okula gitmemek için kırk takla attığı düşünülen Arca'da yine ufaktan ateş görülmeye başlamıştır. Yüreğini çürütmemeye çalışan anası olayı bir süre görmezden gelmiş lakin sabaha karşı karın ağrısı ile tuvalete zor yetişen bebesinin feryatlarına daha fazla kayıtsız kalamamıştır.