9 Eylül 2013 Pazartesi

Hayalleri "35"bin bakımına almak kazım

Geçen hafta bir öğlen eski bir iş arkadaşımla yemeğe çıktık. Tatlı tatlı sohbet ediyoruz, imrendim adama. Neden dersen, adamın beşer yıllık periyotlar halinde kariyerinde neler yapacağına dair planları mevcut. Hem de öyle ulaşamayacağı şeyler değil, ulaşır da, zira ben onun beş sene önce de yaptığı planları biliyordum, şimdi tam da o konumda.

Düşündüm, benim beş sene sonrasına dair bir planım yok.
Elimden kayıp giderken bir şeyler, bir iş arkadaşım, “niye üzülüyorsun ki, hepimiz para kazanmak için çalışıyoruz, sen aldığın paraya bak, boşver, sıkma canını” diyerek teselli etmişti beni. Züğürt tesellisi mi? Sanmam, kanımca gerçek hisleriydi. Yani kendisi için de evvelce varmış olduğu tespitleri paylaşıyordu, bir büyüğüm olarak.
Ne yapıyorduk ki? Hayat mı kurtarıyorduk? Dünyanın yarın sonu gelse bizim yapmakta olduğumuz iş sayesinde mi insanlık kurtulacaktı? Hadi insanlığı geçtim kendi totomuzu kurtarmamıza yetecek miydi sabahtan akşama kadar yapmakta olduğumuz iş? Ne biriktiriyoruz? Para! Onu da biriktirebilene helal olsun. Zira sen insanlığı bile kurtarmayacak bir işte çalışasın diye çocuğunun asgari ihtiyaçlarının iki katı kadar daha masraf yapmak zorundasın, fiyakalı görünesin diye kıçına daha kaliteli bir çaput geçirmelisin. Daha fazla kazanmak sana ancak daha fazla harcamak olarak geri dönecek. Bunu hesap etmek için matematik profesörü olmak icap etmiyor, bir durup düşünmek, anlamak için kafi.
Hani dedim ya, arkadaşıma imrendim diye, derdim daha çok kazanmaya ya da kariyerinde daha üst noktalara gelmeye ait planlar değil. Onun planı hep buydu ve planladıklarını gerçekleştirmesi onun adına çok güzel bir şey.
Ben? Benim beş sene sonrasına ait bir planım yok.
İlk işe başladığımda oryantasyon sırasında tanıştığım çok tatlı, naif bir kadın vardı. Yaşlarımız yakındı, beş senedir çalışmaktaydı orada. Yaptığı işleri anlattıktan sonra “bunları bunları yapıyorum, bir de bakmışsın ki akşam olmuş ve gün bitmiş, zaman geçip gidiyor.” dedi, çocukları vardı, kocası vardı, ev almışlardı, kredi ödüyorlardı, işte öyle…
Sıradan birkaç cümle değil mi? Değil işte! O zaman bunları duyduğumda düştüğüm dehşeti idealistliğime bağlamış, içimden “gençsin daha” demiştim, hırsların var, hedeflerin var. Yıllar geçti, arkadaşımla yollarımız ayrı düştü. Duydum ki ruhsal bazı sorunlar sebebi ile işten ayrılmış, hatta doktor kesinlikle çalışmaması yönünde rapor vermiş. Çok aradım ama ulaşamadım, zira işten kimseyle görüşmüyordu.
Geçenlerde birisi işimi sorduğunda benzer şeyler gevelediğimi fark ettim. Yaşadığım dehşeti ve paniği tasvir etmeme imkan yok! Baksan çarşaf çarşaf iş tanımı, baksan sayfalar dolusu özgeçmiş, yılların tecrübesi… Ama biri sana işini sorduğunda gözlerini kocaman açıp yaptıklarını anlatırken yüreğindeki heyecan gözbebeklerine yerleşmiyor. Gözlerinin içi gülmüyor. Hatta konuşmak bile istemiyorsun. Ne olacak? Yarın dünya batsa, senin yaptığın iş mi kurtaracak insanlığı?
Bir yerlerde okuduğum bir şey geldi aklıma, Michaelangelo sanırım, neyse kimse kim, demişti ki “En büyük tehlike yüksek hedefler belirleyip bunları yerine getirememek değil, düşük hedefler belirleyip onlara ulaşmaktır”.
Belli ki vaktiyle hedeflerimi düşük tutmuşum, ulaşalı çok olmuş.
Hayalleri “35” bin bakımına almak lazım. Yeni hayaller kurmak, yeni hedefler belirlemek lazım.

10 yorum:

Tuten dedi ki...

Ben de bu konuda çok doyuma ulaştım kendimce artık ne hedefim ne de hayalim kaldı; işi hiçbir zaman ciddiye almadım ama işi jep ciddiyetle yaptım. Az zaman ve efor harcayıp çok parası olanlara da çok özenirim. Eskiden lotodan para çıksa bile çalışırdım diyorum; şimdi lotodan para çıksa akşamdan istifa mektubumu gönderirim ve tek işim dünyayı gezmek olur

yeliz dedi ki...

Aynennn resmen beni anlatmışsın baştan sona:)

Ebrutir dedi ki...

Aynen beni anlatmışsın,tıkandım resmen.Ama işin kötüsü kariyerimle ilgili hiçbir şey yapmak istemiyorum,eskiden her kadın kendi ayakları üzerinde durmalı vs diye dusunurdum.Simdi kocasının kazancı kadının çalışmasına gerek kalmayacak arkadaşlarıma özeniyorum. Bilmiyorum nerede yanlış yaptım da heyecanımı bu kadar kaybettim işimle ilgili olarak...

Unknown dedi ki...

Ben de 28 bin bakımı için bir çalışma yapayım :) Teşekkürler

Adsız dedi ki...

22 yasimda unv.den yeni mezun ise basladigimda 30 yasinda kariyer ve para anlaminda sonrasini garantiye almis biri olacagimi hayal etmistim. 30a 1 kala bunun coook uzaginda hem de tukenmis haldeyim. Aldigim maasi ogrendiklerinde 'aa heryer boyle rahatini bozma' gibi telkinlerle beni kinayanlarda cabasi. Ama 8 haftalik yasal suremin sonunda artik ruhen ozgur maddi olarak bagimli bir kadinim. Ee hem karnim tok olsun hem de ekmegin butun dursun olmuyo:) yazin oyle iyi geldi ki kesinlikle 5 yillik plan yapmaliyim..

Adsız dedi ki...

Mercan..

Gulcin dedi ki...

Yeliz cok benzer seyleri dusunuyorum cok ve gecenlerde burada birisiyle konusurken bana dedi ki "Gulcin sana baktigimda Challange edilmemis bir insan goruyorum. Ne olursa olsun senin challangea ihtoyacin var." Dusundum de hakli sanirim ve senin anlattiklarin da bende ayni hissi dogurdu. Bizim challangea ihtiyacimiz var...

Fikriye Filtresiz dedi ki...

Merhaba ben Reyhan, bahadır denen şahısla başından talihsiz bir evlilik geçmiş ve maalesef hala geçmekte olan kadın! Önümüzdeki 5 senenin hayali içinde, adamı boşamak, zengin olmak, barcelonaya yerleşmek ve kızlarını kayınvalide sevgisiyle dolu damatlara vermek olan aklı yarım poposu tam kişi..Omzunda ağlayabilir miyim?:)

Not: Ben de seni özledim bacım. Bakma sinsi sinsi peşinizdeyim de çaktırmıyorum:)

yeliz dedi ki...

Challange için kendimi çok yorgun ve yaşlı hissediyorum:((

yeliz dedi ki...

Allllaaahhh reyhanım hayallerine sağlık:) omuz omuza ağlayanlar kulübü kuralım:( ben de çok özledim bacım